Ben, Sen, Biz

Author: Yasemin Şahin /



Kendini varolanı yenilemekle, betimlemekle ve yeniden üretmekle sınırlamamak, aksine henüz olmamış olanı icat etmeyi ya da düşlemeyi bilmek…

Ben, Sen, Biz - Luce Irigaray


Bağımsızlığa Doğru -2

Author: Yasemin Şahin /



Sahici aşk, iki ayrı özgürlüğün karşılıklı tanınması temeline oturmak zorundadır; seven kadın da, erkek de, o zaman, hem kendi varlığını, hem de karşısındakinin varlığını duyacaktır: hiçbiri aşkınlığından vazgeçmeyecek, kendi varlığını sakatlamayacaktır; ikisi de, üzerinde yaşadıkları dünyada, birtakım değerler ve erekler bulup ortaya çıkaracaklardır. Her ikisi için de aşk, kendini verişte benliğini tanımak, evreni zenginleştirmek biçimine girecektir. Gerorge Gusdorf, la Connaissance de Soi ( İnsanın kendini tanıması) adlı yapıtında, erkeklerin aşktan, sevgiden beklediğini pek güzel özetlemektedir.

Aşk, bizi bizden, dar kalıbımızdan kurtararak kendi benliğimizi gösterir bize. Bize yabancı olan ve bizi tamamlayan varlıkla ilinti kurduğumuz an kendimizi olumlarız. Bir bilgi türü olan sevgi, nicedir içinde yaşadığımız görünüme bile yeni nitelikler kazandırır, önümüzde yeni gökler, yeni topraklar açılır. İşin en büyük sırrı da buradadır zaten: dünya bir başka varlıktır, ben de bir başka varlık’ım. Ve sevdiğim an, bunu bilen tek kişi olmaktan çıkarım. Daha da ileri giderek, bunu bana öğretenin işte bu ikinci kişi, (sevdiğim yabancı varlık) olduğunu söyleyebiliriz. Öyleyse, kadın erkeğin kendi varlığının bilincine varmasında en önemli rolü oynamaktadır.

Bir delikanlı için aşk konusunda çıraklık etmenin önemi de işte buradan gelmektedir: Stendhal’ın, Malraux’un “ben de bir başka varlık’ım” dedikleri anda duydukları engin zevki hepimiz biliyoruz. Ancak, Gusdorf, şu satırları yazarken haksızdır: “aynı şekilde, erkek de, kadın için, kendi varlığını tanımada kullanacağı vazgeçilmez bir aracıdır”, çünkü, bugün erkeğin durumu kadınınkinin aynı değildir; sevgi ilişkisinde erkek başka bir görünüşte ortaya çıkmakta, bu yeni görünüş de kişiliğine katılmakta, ama temek bir varlığı aynı kalmaktadır. Kadın da onun gibi kendisi için var olan bir varlık olabilseydi, sevgiden aynı yararı sağlayabilecekti; bu ise, onun iktisadi açıdan bağımsız olmasını, kendine özgü birtakım erekleri bulunmasını ve kimsenin aracılığı olmadan, kendisi, topluluk yönünde aşabilmesini gerektirir.
……
Erkekler, istek üzerine, sevginin, kasın için en yüce bütünleniş olduğunu ileri sürmüşlerdir. Nietzsche: “Kadın olarak seven bir kadın, bu sevginin yardımıyla, çok daha derinlemesine kadınlaşır” demiş.
…..
Kadın, güçsüzlüğü değil, güçlülüğü içinde; kendinden kaçmak değil, kendini bulabilmek; var olmaktan istifa etmek değil, varlığını olumlamak üzere sevebildiği gün, aşk, hem onun hem de erkek için korkunç bir tehlike olmaktan çıkıp bir yaşam kaynağı haline gelecektir.
…..
Erkek titiz bir iyi niyete sahipse, evli ya da sevdalı çiftlerde, karşılıklı bir cömertlik içinde, tam bir eşitliğe kavuşmak mümkün olmaktadır.
…..


Kadın 2. Cins - Bağımsızlığa Doğru / Simone de Beauvoir 


 


Bağımsızlığa Doğru -1

Author: Yasemin Şahin /



Bazıları, hiçleşme arzusunun insanı eziyetten hoşlanmaya (mazoşizme) götürdüğünü öne sürmüşlerdir. Ancak daha önce de söylediğim gibi, eziyetseverlik ancak "kendimi, başkasının gözündeki nesnelliğimle büyülemeye” çalıştığım zaman söz konusu olabilir, yani öznenin bilinci ben’e doğru dönüp onu aşağılanmış durumda yakalamaya çalıştığı zaman. Oysa, sevdalı kadın, kendi ben’i içinde yabancılaşmış, kendine hayran biri aracılığı ile kendi dar sınırlarını aşmak, sınırsız olmak için yanar tutuştur. Kendini kurtarmak için teslim olur aşk’a; ancak putlaştırıcı aşkın aykırılığı şuradadır ki, sevdalı kadın, kendisini kurtarmak isterken bir de bakarsınız ki kendi varlığını bütünüyle yadsımış. Duygusu sofuca(gizemci) bir boyut kazanır; tanrıdan artık kendisine hayran olmasını, kendisini onaylamasını beklemez; onun varlığında erimek, onun kollarında kendinden geçmek ister. “Bir aşk ermişi olmak isterdim, diyor Madam D’agoult. Böyle çileci coşkunluk ve çılgınlık anlarında, kendini dine adamış insanları kıskanıyorum.” Bu sözlerde ortaya çıkan şey, sevgiliyle seveni ayıran sınırların yıkılması, ben’in kökünden yok edilmesi arzusudur; bu bir eziyetseverlik değil, coşku içinde birleşme, bir olma düşüdür: “O çağda, gelip bu dünyadaki en büyük arzunuz nedir deseler, hiç çekinmeden: onun ruhunu besleyen kaynak, içini ısıtan alev olmak, derdim.”

Kadın 2. Cins - Bağımsızlığa Doğru / Simone de Beauvoir  

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
gazeteler gazeteler