...bütün uçurumların üzerinde rüya görürüz

Author: Yasemin Şahin /

Melankoli - o tembel usulü dağcılık- sayesinde, yatağımızdan bütün zirvelere tırmanırız ve bütün uçurumların üzerinde rüya görürüz.


E. M. Cioran - Burukluk

Sabah işe giderken dün aynı yol üstünde gördüğün salyangoz bugün de oradaysa; bu onun yavaş olduğu değil, ezilmiş olduğu anlamına da gelir...


"Bir tek sözcükle gökyüzü korkunçtu. Ve onunla birlikte her şey."

Author: Yasemin Şahin /

Bir tek sözcükle gökyüzü korkunçtu.
Ve onunla birlikte her şey.

Ferit Edgü - "Av" Öyküsü

Fotoğraf: yasemin şahin
Kasım 2012 - Ankara - Basınevleri

"Tutarlılığı, şahsiyetsizliğin kamufle aracı haline getirmemek lazım."

Author: Yasemin Şahin /

"Tutarlılığı, şahsiyetsizliğin kamufle aracı haline getirmemek lazım."


"Düşleri gerçek sanmaya başlarsan onlarda kusur da bulmaya başlarsın."


"Yazarların özel hayatını unutmak lazım. Yazarların söylediklerini fazla ciddiye almamak lazım. Edebiyat tarihi şahane şeyler yazmış, berbat adamlarla dolu."


"İffetine mikroskopla bakan, orada baştan çıkmaya hazır birini görür."

Emrah Serbes - Hikayem Paramparça



söylemeden edemeyeceğim : kitabın kapağı korkunç abi, ne alaka!?


İnsan insanın kurgusudur.

Author: Yasemin Şahin /

İnsan insanın kurgusudur.

Orçun Serhat Güngör

siz de üç bira içip ayılanlardan mısınız?

Author: Yasemin Şahin /

siz de üç bira içip ayılanlardan mısınız?

"Artik sadece iletisim araclari var, iletisimin kendisi yok." -Jean Luc Godard

Author: Yasemin Şahin /

"Artık sadece


ile


tiş


im


ar


açl


arı


var, iletişimin kendisi


y


o


k."



-Jean Luc Godard


çirkinliğin tarihi

Author: Yasemin Şahin /


Aşağıdaki kitabın son sayfasını kapatırken belki şu düşebilir aklınıza...
Kuşkusuz ki güzellik yaratıldı, çirkinlik ise hep vardı...


Ankara

Author: Yasemin Şahin /

Ankara diye bir şehir vardı...
O şehri seven insanlar neden hep başka başka şehirlerde yaşarlardı?



yazılası

Author: Yasemin Şahin /

bugün güzel ve uzun bir gün. yazılası... 
altı çizildikten sonra karalanası...



"Delilerin uykusu gelmez mi yani?"

Author: Yasemin Şahin /

Güneydeki şehre doğru ilerliyordum, bizim köyde şöyle derlerdi orası için:

"Nasıl insanlar oradakiler! Bir düşünün uyumuyorlar!"
"Peki niçin uyumuyorlar?"
"Uykuları gelmiyor da ondan!"
"Peki niçin gelmiyor?"
"Deliler de ondan."
"Delilerin uykusu gelmez mi yani?"
"Delilerin uykusu nasıl gelsin ki!"




Franz Kafka
Ceza Kolonisinde - Anlatılar I / Can yayınları


bazen

Author: Yasemin Şahin /


'Allelujah! Don't Bend! Ascend!

Author: Yasemin Şahin /




  'Allelujah! Don't Bend! Ascend!
Albüm by Godspeed You! Black Emperor



Tarih: Ekim 2012
tür: post rock
mutluluk efekti: böğürereksevinme


-hani? - hm.

Düşünkara Film grubuyla film gösterimi!

Author: Yasemin Şahin /

25 Ekim 2009'dan bu yana toplamda 45 film izlemiş bir film grubuyuz. Zamanlı zamansız toplaştık ve toplamda 3 kez herkese açık gösterim yaparak gruba yeni katılmak isteyenlerle buluştuk ve yola devam ettik. 

Herkese açık film gösterimin 4. sü olan bu buluşmada Detachment filmini izleyecek ve üzerine sohbet edeceğiz. Katılmak isteyen herkesi bekliyoruz.


Tarih: 6 Ekim 2012 Cumartesi saat: 20.00
Yer: Acme Bar (Konur 1 Sokak 9/11 5. Kat Kızılay / Ankara)

Film:
Detachment (2011)
Yön: Tony Kaye
Oyuncular: Adrien Brody, Christina Hendricks, Marcia Gay Harden

facebook etkinlik sayfası içi tıklayın.



Bugüne dek birlikte izlenen filmler :


Düşünkara Film 1
22 Şubat 2009 Pazar
Arizona Dream (1993) - Emir Kusturica

Düşünkara film 2
03 Mayıs 2009
A Short Film About Killing (1988) - Krzysztof Kieslowski

Düşünkara Film 3
25 Ekim 2009 Pazar
Tabutta Rövaşata (1996) - Derviş Zaim

Düşünkara Film 4
08 Kasım 2009 Pazar
Seppuku (Hara-kiri) (1962) - Masaki Kobayashi

Düşünkara Film 5
15 Kasım Pazar
Train de vie (1998) - Radu Mihaileanu

Düşünkara Film 6
5 Aralık 2009
Naked Lunch (1991) - David Cronenberg

Düşünkara Film 7
12 Aralık 2009
Funny Games (1997) - Michael Haneke

Düşünkara Film 8
26 Aralık 2009
Alphaville (1965) - Jean-Luc Godard

Düşünkara Film 9
9 Ocak 2010
Network (1976) - Sidney Lumet

Düşünkara Film 10
23 Ocak 2010
Un chien andalou (1929) - Luis Buñuel

Düşünkara Film 11
6 Şubat 2010
Voksne Mennesker - Dark Horse (2005) - Dagur Kári

Düşünkara Film 12
13 Şubat 2010
Waking Life (2001) - Richard Linklater

Düşünkara Film 13
27 Şubat 2010
Across the Universe (2007) - Julie Taymor

Düşünkara Film 14
13 Mart 2010
Takva (2005) - Özer Kızıltan

Düşünkara Film 15
04 Nisan 2010
Pi (1998)- Darren Aronofsky

Düşünkara Film 16
17 Nisan 2010
Persepolis (2007) - Vincent Paronnaud, Marjane Satrapi

Düşünkara Film 17
25 Nisan 2010
La Planete Sauvage (1973) - René Laloux
Le Ballon Rouge (1956) - Albert Lamorisse
Skhizein (2008) - Jérémy Clapin

Düşünkara Film 18
11 temmuz 2010
Antichrist (2009) - Lars von Trier

Düşünkara Film 19
20 temmuz 2010
Dokuz (2002)-Ümit Ünal

Düşünkara Film 20
3 Ekim 2010
99 francs (2007) - Jan Kounen

Düşünkara Film 21
24 Ekim 2010
Braindead (1992) - Peter Jackson

Düşünkara Film 22
7 Kasım 2010
Sine Qua Non - Deniz Thetis
Stay (2005) - Marc Forster

Düşünkara Film 23
28 Kasım 2010
Wunderwerk (2002) - Michael Sieber
Hour of the Wolf (1968) - Ingmar Bergman

Düşünkara Film 24
12 Aralık 2010
Dreams / Crows (1990) - Akira Kurosawa
Kes (1969) - Ken Loach

Düşünkara Film 25
27 Aralık 2010
The Ark (2007) - Juan Pablo Buscarini
The Man from Earth (2007) - Richard Schenkman

Düşünkara Film 26
9 Ocak 2011
Viridiana (1961) - Luis Buñuel

Düşünkara Film 27
16 Ocak 2011
Dreams / the Weeping Demon (1990) - Akira Kurosawa
Noviembre (2003) - Achero Mañas

Düşünkara Film 28
23 Ocak 2011
Yume / Tunnel (1990) - Akira Kurosawa
Moon (2009) - Duncan Jones

Düşünkara Film 29
30 Ocak 2011
Talk to Her (2002) - Pedro Almodóvar

Düşünkara Film 30
6 Şubat 2011
The Fall (2006) - Tarsem Singh

Düşünkara Film 31
27 Şubat 2011
Ten Minutes Older: The Trumpet (2002)//100 Flowers Hidden Deep-Chen Kaige
Monty Python and the Holy Grail (1975) - Terry Gilliam, Terry Jones

Düşünkara Film 32
06 Mart 2011
Mar adentro (2004) - Alejandro Amenábar

Düşünkara Film 33 (Korku Gecesi)
19 Mart 2011
The Evil Dead (1981) - Sam Raimi
Il Mostrodi Frankestein (1921) - Eugenio Testa

Düşünkara Film 34
3 Nisan 2011
M - Fritz Lang

Düşünkara Film 35
29 Mayıs 2011
Umut (1970) - Yön: Şerif Gören, Yılmaz Güney

Düşünkara Film 36
6 Haziran 2011
Korkuyorum Anne - Yön: Reha Erdem

Düşünkara Film 37
Everything Is Illuminated (2005) - Liev Schreiber

Düşünkara Film 38
29 Haziran 2011
El amor brujo / A Love Bewitched (1986) - Yön: Carlos Saura

Düşünkara Film 39
20 Temmuz 2011
Once Upon a Time in the West (1968) - Yön: Sergio Leone

Düşünkara Film 40
10 Ağustos 2011
Dogtooth (2009) - Yön: Giorgos Lanthimos

Düşünkara Film 41
11 Aralık 2011
Tokyo Godfathers (2003)-Yön:Satoshi Kon

Düşünkara Film 42
6 Şubat 2012
Fargo (1996) - Yön: Coen Kardeşler

Düşünkara Film 43
19 Şubat 2012
Hotaru no Haka (1988) - Yön: Isao Takahata

Düşünkara Film 44
16 Haziran 2012
eXistenZ (1999) - Yön: David Cronenberg

Düşünkara Film 45
29 Haziran 2012
Rosso come il cielo (2006) - Cristiano Bortone





Joan Osborne - What If God Was One Of Us

Author: Yasemin Şahin /


Joan Osborne - What If God Was One Of Us ile Pippo-el-peco

What if God was one of Us? 
Just a slob like one of Us? 
Just a Stranger on a bus, trying to make His way Home... 



Ya Tanrı içimizden biri olsaydı, 
İçimizden biri gibi pasaklı 
Otobüsteki bir yabancı, eve gitmeye çalışan...






 




"Tanıdığım en güzel insanlar, yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş romantik ve anarşist olan insanlardır. Bu kişiler yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, direniş, duyarlılık ve anlayışla ; şefkat, nezaket, bilgelik ve derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar. Güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar ; onlar oluşurlar "

Elisabeth Kubler Ross

Görsel : Avetis Khachatryan 

"The most beautiful people we have known are those who have known defeat , known suffering , known struggle, known loss and have found their way out of the depts. These persons have an appreciation , a sensitivity and an understanding of life that fills them with compassion, gentleness and a deep loving concern. Beautiful people do not just happen "

Behzat Ç.

Author: Yasemin Şahin /

Behzat Ç. dizisi

1.sezon: saat 20.00 +7  (90 dk.) 

2.sezon: saat 22.15 +13 (90 dk.) 

3.sezon: saat 23.00 +18  (65 dk.)


bir yerlerde kalıcı not olsun diye bu not.



!

Tom Waits - That Feel

Author: Yasemin Şahin /

(Keith Richards/Tom Waits)

Well there's one thing you can't lose
It's that feel
Your pants, your shirt, your shoes
But not that feel
You can throw it out in the rain
You can whip it like a dog
You can chop it down like an old dead tree
You can always see it
When you're coming into town
Once you hang it on the wall
You can never take it down

But there's one thing you can't lose
ANd it's that feel
You can pawn your watch and chain
But not that feel
It always comes and finds you
It will always hear yo ucry
I cross my wooden leg
And I swear on my glass eye
Itt will never leave you high and dry
Never leave you loose
It's harder to get rid of than tattoos

But there's one thing you can't do
Is lose that feel
You can throw it off a bridge
You can lose it in the fire
Yo ucan leave it at the altar
But it will make you out a liar
You can fall down in the street
You can leaveit in the lurch
Well you say that it's gospel
But I know that it's only church

And there's one thing you can't lose
And it's that feel
It's that feel





                                                   (8)


"Mayıs bizi bağışlasın ama haziran öyküye, temmuz romana, ağustos ise şiire aşık hala. "


k. iskender


YOLA ÇIKMAK! YİTİRMEK ÜLKELERİ

Author: Yasemin Şahin /




Yola çıkmak! Yitirmek ülkeleri!
Bir başkası olmak süresiz,
Yalnız görmek için yaşamaktır
Köksüz bir ruhu olmak!

Kimseye ait olmamak, kendime bile!
Durmadan gitmek, sonu olmayan
Bir yokluğun peşinde
Ve ona ulaşma isteği içinde!

Böyle yola çıkmaktır yolculuk.
Ama ben açık bir yol düşünden öte,
Bir şeye gerek duymuyorum yolculuğumda.
Gerisi sadece gök ve toprak.

(1933)


Fernando  PESSOA
çev. Cevat Çapan



Radiohead - Lotus Flower

Author: Yasemin Şahin /

"Her şey naylondandı o kadar"

Author: Yasemin Şahin /





fotoğraflar: Mart 2011 - Ankara / Metro - 00.00 suları- Y. Şahin




Geyikli Gece / Turgut Uyar

Halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta
Her şey naylondandı o kadar
Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.
Ama geyikli geceyi bulmadan önce
Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk

Geyikli geceyi hep bilmelisiniz
Yeşil ve yabani uzak ormanlarda
Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
Hepimizi vakitten kurtaracak

Bir yandan toprağı sürdük
Bir yandan kaybolduk
Gladyatörlerden ve dişlilerden
Ve büyük şehirlerden
Gizleyerek yahut döğüşerek
Geyikli geceyi kurtardık

Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza
Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
Bilir bilmez geyikli gece yüzünden

"Geyikli gecenin arkası ağaç
Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
Çatal boynuzlarında soğuk ayışığı"
İster istemez aşkları hatırlatır
Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
Şimdi de var biliyorum
Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli

Hiçbir şey umurumda değil diyorum
Aşktan ve umuttan başka
Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor

Biliyorum gemiler götüremez
Neonlar ve teoriler ısıtamaz yanını yöresini
Örneğin Manastır'da oturur içerdik iki kişi
Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
Koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi
Geyikli gecenin karanlığında

Aldatıldığımız önemli değildi yoksa
Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
Gümüş semaverleri ve eski şeyleri
Salt yadsımak için sevmiyorduk
Kötüydük de ondan mi diyeceksiniz
Ne iyiydik ne kötüydük
Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
Başta ve sonda ayrı ayrı olduğumuzdandı

Ama ne varsa geyikli gecede idi
Bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
Büyük otellerin önünde garipsiyorduk
Çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
Yahut bir adam bıçaklasak
Yahut sokaklara tükürsek
Ama en iyisi çeker giderdik
Gider geyikli gecede uyurduk

"Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
İmdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
Sultan hançerleri gibi ayışığında
Bir yanında üstüste üstüste kayalar
Öbür yanında ben"
Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
Eskimiş şeylerle avunamıyoruz
Domino taşları ve soğuk ikindiler
Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
Gölgemiz tortop ayakucumuzda
Sevinsek de sonunu biliyoruz
Borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum
İkramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
İyice kurulamıyorum saçlarını
Bir bardak şarabı kendim için içiyorum
"Halbuki geyikli gece ormanda
Keskin mavi ve hışırtılı
Geyikli geceye geçiyorum"

Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.

Düşünkara müzik

Author: Yasemin Şahin /


Düşünkara Film gösterimleri 45. ye ulaşmışken bir de müzik buluşması gerçekleştirildi.
Bu buluşmanın playlist'ini Emre Şahin / Spike Spiegel hazırladı.

Playlist burada, burada ve burada.



Düşünkara'nın 12. sayısında yer alan "Müzik" temalı çizimleri:









milena

Author: Yasemin Şahin /


"Yanımda yürüyordun Milena.
Düşünsene, yanımda yürümüştün."
Franz Kafka

ŞALALALALALALAAA

Author: Yasemin Şahin /




Büyük Ev Ablukada - Tayyar Ahmet'in Sonsuz Sayılı Günleri

Çaldı saat kaç ölmedi
Kaldı ağrısı başında
O an tayyar bizi sevmedi.
Ee acık haklı esasında.

Tophanede bir evde
Uyandı tayyar ahmet
Yanında meçhul abla
Garabet mi garabet.

Dayadı ağzını musluğa 
Yabancıyım buraya bu kusmuğa
Dedi
"Kuyuya düşmüş it gibi
telaşlı aptal bitkinim
ama yine gelir beni bulur bu kafa.
moruk, yok böyle bi sinema."

Çıktı hatunu uyandırmadan
Şekilli otomat yandı basmadan.

Bak bu asansör türk
Bak bu asansör türk
Dura bas kalalım arada derede arada

Bak bu asansör türk.
Tayyar ahmet.
Bak bu asansör türk
Dura bas kalalım arada derede arada
İnecem ben burda.

Vurdu yola tayyar ahmet.
Kırdı dümeni beyoğluna.
Tekimiz bok hepimiz çok diye
Selam verdi elin oğluna.
Yolda burda bi yerde.
Aklı rakıda ciğerde.
Cuma günü içmez amma.
Daha ilerde illallah.

Dön evine tayyar karın bekler.
Niye diye sormaz,
Hazır yemekler.

Ye yemeyi bak televizyona.
Bire bas bakalım falana filana yalana dolana.

Hepimizden biri tayyar ahmet.

[rakı ver masaya mualla
yağ gibiymiş mübarek
göremez bilemez bu masa
nerede durduğunu 
apartman boşluğuna
bir aile kurduğunu]



"ŞALALALALALALAAA''


ya da ruhumuz bile fanzinleşti fotokopiye mi ihtiyaç duymuyoruz?

Author: Yasemin Şahin /

"haziran 2011'e kadar 16 sayı çıkardık. 17. sayı godot'yu bekliyor..."








izlediğim filmlerin bazılarını yeniden izlemek değil, ilk kez izlemek istiyorum,
na'pcaz?



tamam?

Author: Yasemin Şahin /

eskiden zeki demirkubuz'dan nefret ediyor olduğumu söylediğim herkes bi unutsun söylediklerimi. 
tamam.




Her Richard Brautigan kitabı bir Wim Wenders filmi tadında.

Author: Yasemin Şahin /

Her Richard Brautigan kitabı bir Wim Wenders filmi tadında.

[Sonrasında asla özlemiyorsun, hatta anlatamıyorsun, anlatacak kelime bulamıyorsun, anlatınca anlamsızlaştığını düşünüyorsun, saçmaladığını hissediyorsun; ama izlerken / okurken inanılmaz bir tad alıyorsun.]


 Richard Brautigan

Wim Wenders

Richard Brautigan / Kürtaj : Tarihi Bir Aşk romanı, 1966

Author: Yasemin Şahin /

"Çok sade," demişti. "Fazla bir şeyim yok. Tüm eşyam şundan ibaret; kitaplıkta birkaç kitap, beyaz bir halı, halının üstünde küçük bir mermer masa ve pikabım için bir plak: Beatles, Bach, Rolling Stones, Byrds, Vivaldi, Wanda Landowska, Johnny Cash. Beatnik değilim. Yalnızca bedenimin sonsuza dek ihtiyacım olandan çok daha fazlasına sahip olduğunu düşündüğümden diğer şeylerin sade ve basit olmasını istedim."





Richard Brautigan


Kürtaj : Tarihi Bir Aşk romanı, 1966


Altıkırkbeş Yayınları / Nisan 2012 : 2. bs. 






Romanda geçen "Kütüphane" fikri ise hayata geçirilmiş.

detaylar : Brautigan Kütüphanesi: John F. Barber


Sıradışı bir kütüphane fikrinin doğduğu roman: Kürtaj

Richard Brautigan’ın 1971 yılında yayınlanan “Kürtaj” romanı, raflarında yalnızca, içerik ya da yazın düzeyinden bağımsız olarak, kendi hikayelerini anlatmak isteyen sıradan insanlar tarafından yazılmış tek kopyalık romanları toplayan sıradışı bir kütüphanede geçer.

Brautigan’ın düşsel kütüphanesi, romanın anlatıcısı kütüphane görevlisi tarafından, “deprem sonrası sarı tuğlalı San Francisco mimarisi tarzında inşa edilmiş, 3150 Sacramento Caddesi, San Francisco, California 94115 adresinde yer alan ve postayla gönderilen kitapları asla kabul etmeyen” bir yer olarak tanımlanır. Kütüphanenin temel kurallarından biri olarak, kitapların bizzat yazarları tarafından teslim edilmesi gerekmektedir. “Kütüphane, Clay Caddesi’nden Sacramento Caddesi’ne kadar uzanan eğimli bir arazi üzerine inşa edilmiş. Bu arazinin yalnızca küçük bir kısmını kullanıyoruz. Geri kalan kısım otlarla, çalılarla, çiçeklerle, boş şarap şişeleriyle ve sevgililerin buluşma yerleriyle kaplı . . . Kitap raflarının yukarısında yüksek kemerli pencereler ve dallarını cama yapıştırarak yayılmış, kule gibi uzanan iki ağaç var.”

Ayrıksı birinci tekil şahısların bakış açısıyla anlatılan Brautigan eserleri, hem otobiyografik hem de alışılmadık, tuhaf anlatılar olmasının yanında, kolay okunur bir düzyazı tarzına sahiptir. Episodik anlatım yapısı, Brautigan’ın benzersiz imgelemine, detaylı gözlem-metaforlarına, incelmiş bir mizah ve yergilere dayanan, görünüşte basit/çocuksu bir üslupla aktarılan, sıradışı ama oldukça da canlı görüntülerden oluşmaktadır. Yukarıdaki kütüphane betimlemeleri de, kendine özgü bir imgelem ve kurguya sahip olan Brautigan’ın roman, hikaye ve şiirlerinde yarattığı dünyanın tipik bir örneği olarak düşünülebilir.



Brautigan düşsel kütüphanesini kurgularken, 1921 yılında Sacramento Caddesi’nde, tam olarak romanda verilen adreste açılan Presidio Kütüphanesi’ni temel almıştır. San Francisco Halk Kütüphane Sistemi’nin diğer binalarından Mission, Chinatown ve Sunset kütüphanelerinin yanı sıra, Golden Gate ve Warfield tiyatrolarında da imzası bulunan mimar G. Albert Landsburgh tarafından tasarlanan Presidio, Andrew Carnegie’nin bağışladığı 83 bin dolarlık fonla hayata geçirilmiş;  kütüphane arazisinin peyzaj düzenlemesi ise Golden Gate Park’ın mimarı John McLaren tarafından gerçekleştirilmiştir.

Sonuç, kütüphaneci/anlatıcıya göre, “güzel, mükemmel zamanlanmış, konforlu ve Amerikan” bir kütüphanedir. “Kütüphanenin varoluş nedeni bu türden bir yere duyulan aşırı gereksinim ve talepten kaynaklanıyor.” Brautigan’ın kütüphanesinin tek bir amacı vardır: yazarları tarafından teslim edilen manuskriptler için arşiv görevi görmek.

Kütüphanenin tam zamanlı memuru, romanın anlatıcısı, bu görevle kütüphanede yaşar ve her an kitap kabul etmek için hazır olmalıdır. “Kitaplar daha çok akşamları, karanlık bastırırken ve sabahın erken saatlerinde getiriliyor. Onları karşılamak için her zaman burada olmak zorundayım. Benim işim bu.”

Anlatıcının bu görevi almasının nedeni, o esnada “Amerika’da bu işin üstesinden gelebilecek” tek kişinin kendisi olduğuna inanmasıdır. “Otuz bir yaşındayım ve hayatımda hiç resmi kütüphanecilik eğitimi almadım. İşleri yürütebilmek için, bu kütüphaneye uygun düşen farklı bir eğitimden geçtim. İnsanları anlama yeteneğim var ve yaptığım işi seviyorum.”

Anlatıcı, pek çok görevlinin gelip geçtiği kütüphanenin tarihine dair üstünkörü bilgilere sahiptir:
“Buradaki görev oldukça hızlı el değiştiriyor. Yanılmıyorsam ben 35 ya da 36. kütüphane görevlisiyim . . . Kütüphane San Francisco’ya taşınmadan önce bir süre Saint Louis’de, daha sonra da uzun bir zaman New York’ta hizmet verdi. Bir yerlerde bir sürü Felemenkçe kitap olmalı . . . Kitapların kütüphaneye girişini kaydettiğimiz defterlerin hepsini burada tutuyoruz ama kitapların çoğu, Kuzey California’da depo olarak kullandığımız, herhangi bir sızıntıya meydan vermeyecek şekilde yalıtılmış mağaralarda bulunuyor.”


Kütüphaneye teslim edilen kitapların bir daha bulunması da kolay değildir. “Kitaplarla ilişkiyi koparmamak için Dewey’in ondalık sınıflandırma yöntemine veya herhangi bir indeks sistemine başvurmayız. Kütüphaneye girişlerini Kayıt Defteri’ne kaydeder ve kitabı, kütüphanede istediği yere yerleştirmekte özgür olan yazarına geri veririz.”

Bu tek kopyalık kitaplara ve kütüphanecinin kayıt defterine girdiği kişisel yorumlarına birkaç örnek vermek gerekirse: S. M. Justice, Deri Giysiler ve İnsanlığın Tarihi (Kitap bütünüyle deri). Saygıdeğer Lincoln Lincoln, Stereo ve Tanrı (Yazar, Tanrı’nın gözünün stereofonik fonograflarımızın üstünde olduğunu söyledi). Clinton York, Nebraska Tarihi (Yazar Nebraska’da hiç bulunmadığını ama bu eyaletle her zaman yakından ilgilendiğini söyledi) ve James Fallon, Dostoyevski’nin Mutfağı (Yazar bunun Dostoyevski romanlarında bulduğu yemek tariflerini içeren bir kitap olduğunu söyledi).”

Kütüphanecinin cüzi maaşı ve diğer masraflar, Sonsuz Amerikan vs (The American Forever, Etc) isimli esrarengiz bir hayır kurumu tarafından karşılanmaktadır. Kütüphaneci, anlatıcı, isimsiz genç adam, belirsiz bir kurum tarafından desteklenen, türünün tek örneği bu kütüphanedeki sıradışı görevini yerine getirmek için bir münzevi hayatı sürer. Bu yalnız ve sakin bir hayattır. Ta ki bir gece Vida adındaki genç bir kadın kitabını bırakmak için kütüphaneye gelene dek. Bundan sonrası Tijuana’ya uzanan bir yolculuktur.





Vermont: birinci deney

Brautigan’ın kurgu kütüphanesinden esinlenerek benzer bir projeyi hayata geçiren ilk kişi, Vermont sanat sahnesinden aldığı destekle, 21 Nisan 1990 tarihinde, Burlington’da küçük bir okuma odasını manuskript kütüphanesine dönüştüren Todd R. Lockwood oldu. Lockwood, Brautigan’ın düşüncesine katılıyordu: “En basit şekliyle, böyle bir kütüphanenin olması gerekiyordu.”

Brautigan’ın orijinal fikrini hayata geçiren bu kütüphane, tıpkı romanda olduğu gibi, kendi hikayelerini anlatmak isteyen yazarların manuskriptlerini kabul ediyordu. Ne içerik ne de edebi değer kriter olarak alınıyordu; gelen kitaplar üzerine herhangi bir yargıda bulunulmuyordu. Tek şart, kütüphaneye verildiği tarihte manuskriptin yayınlanmamış olmasıydı. Bu durum kütüphanenin sıklıkla gelenseksel edebiyat ve yayın dünyasıyla zıt düşmesine neden olsa da, Brautigan Kütüphanesi, her şeyin ötesinde, bir deneydi. Özellikle de kitaplarını kütüphaneye getiren yazarlar için anlamı olan bir deney.

Kütüphaneye dünyanın dört bir yanından 400 kadar manuskript geldi. Her kesimden insan roman, şiir ve hikaye dosyalarını bırakmıştı; bazıları kütüphaneye getirdikleri eserlerinin bir yayıncının dikkatini çekmesi beklentisinde olsa da, dosya sahiplerinin çoğu için yazılarını sunabilecekleri, halka açık bir rafta yer almanın memnuniyeti yeterliydi.

“Kürtaj”daki kütüphanenin aksine, Vermont’da kütüphaneye teslim edilen manuskriptlerin tamamı okumaya açık durumdaydı. Lockwood, kütüphaneyi ziyaret eden herkesi koleksiyondaki kitapları ellerine almaları ve okumaları yönünde teşvik ediyordu.  Bir diğer farklılık ise, 1876 yılında Melvil Dewey tarafından geliştirilen Dewey Ondalık Sınıflandırma’nın ardından yaratılan ilk kütüphane kataloglama sistemi, Mayonez Sistemi’ydi. Mayonez Sistemi kitapları konularına ve kütüphaneye teslim tarihine göre sınıflandırıyordu.  Kategoriler Aile, Doğal Dünya, Maneviyat, Aşk, Mizah, Gelecek, Macera, Sokak Hayatı, Savaş ve Barış, Sosyal/Politik/Kültürel, Hayatın Anlamı, Şiir ve Diğer Her Şey’di. Kütüphane raflarında kategoriler mayonez kavanozlarıyla ayrılıyordu. Bu nedenle, yazarların kitaplarını canlarının istediği yere koydukları “Kürtaj”da tercih edilen yöntemin aksine, Vermont’daki Brautigan Kütüphanesi’ne getirilen kitaplar Mayonez Sistemi’ne göre raflara yerleştiriliyordu. Bu sistem adını ise, Brautigan’ın 1967 tarihli “Amerika’da Alabalık Avı” romanının kapanış bölümü “Mayonez Bölümü”nden alıyordu. “İnsani bir ihtiyaçtan dolayı, her zaman Mayonez kelimesiyle biten bir kitap yazmak istedim.”

Brautigan Kütüphanesi’nde Burlington bölgesinde yaşayan 100’e yakın gönüllü, kütüphane görevlisi ya da kurul üyesi olarak görev yaptı. Kütüphane işlerinin yanında, kermes türü organizasyonlarla harcamalar için para toplanmasına yardımcı olan bu insanlar, aynı zamanda Brautigan’ın doğumgünü olan 30 Ocak gününü, Yayınlanmamış Yazarlar Günü olarak kutlamaya başladı.

Burlington-Vermont deneyi, gizli bir milyoner tarafından desteklenen “Kürtaj”daki kütüphanenin aksine,1995 yılında giderlerin artması ve temel fonksiyonlarda görev alacak gönüllü sayısının azalması ile ciddi engellerle karşı karşıya kaldı. En sonunda kendisine yeni bir mekan aramak durumunda kalan Brautigan Kütüphanesi, 325 kitaplık koleksiyonunun gösterilmesi için ayrı bir alanın açıldığı Fletcher Kütüphanesi’ne taşınarak, sürekli evrilen canlı yapısını terkedip, sabit bir sergiye dönüştü.

Vermont’daki ilk Brautigan Kütüphanesi’nin resmi kapanışı 2006’da oldu. Kitaplar, belgeler ve bu benzersiz deneyle ilintili diğer her şey, “herhangi bir sızıntıya meydan vermeyecek şekilde yalıtılmış mağaralarda” olmasa da, Lockwood’un bodrumunda korumaya alındı. Kendi hikayelerini anlatmak isteyen yazarların yayınlanmamış eserlerini kabul edip paylaşıma açan Brautigan Kütüphanesi, tarih olmuştu.




Vancouver’da ikinci şans

Ancak bu durum uzun sürmedi. Vermont’da açılan ilk Brautigan Kütüphanesi’nin koleksiyonunda yer alan manuskriptler artık Clark County Tarih Müzesi’nde. Müze direktörü Susan Tissot, Brautigan’ın kızı Ianthe Brautigan ve Todd Lockwood’la iki yıla yayılan bir süreçte sürdürdüğümüz müzakerelerin ardından, Brautigan Kütüphanesi’nin, Washington State Üniversitesi Yaratıcı Medya & Dijital Kültür Programı (CMDC) ile Clark County Tarih Müzesi arasındaki işbirliği zemininde, kalıcı, interaktif bir koleksiyon/enstalasyon olarak yeniden açılmasına karar verildi. Ve 2010 sonbaharında kapılarını ziyaretçilere açan kütüphane, görevini yerine getirmek için ikinci bir şans elde etmiş oldu.

Bu süreçte birçok kişi, müze direktörü Susan Tissot’a bu kütüphanenin açılmasını neden bu kadar önemsediğini sormuş. Tissot bunu soranlara, Brautigan’ın buranın çocuğu olduğunu ve Kütüphane’nin Kuzeybatı Pasifik’in kültürel tarihini toplama, koruma ve yorumlama imkanını tanıyacağını söylüyor.

San Francisco’yla özdeşleşmiş figürlerden biri olduğundan, Brautigan’ın aslında Washington’un yerlisi olduğu pek bilinmemektedir. Oysa 1935 yılında Tacoma’da doğan Brautigan, yazarlık kariyerine adım atacağı San Francisco öncesinde yirmi bir yaşına kadar Washington’da yaşamıştır. Dahası, ilk yazıları da Portland ve Oregon’da yayınlanmıştır. Bu yazılar ağırlıkla günlerini avlanarak ve balık tutarak geçirirken, bir yandan da Kuzeybatı Pasifik’deki hayatı gözlemleyen bir gencin hikayeleridir. Bununla birlikte, ilerleyen yıllarda elde ettiği uluslararası başarılara rağmen, bugüne dek hiçbir Washington kenti Brautigan eserlerine hak ettiği değeri göstermemiş ya da dileyen herkesin kitabını bırakabileceği demokratik bir kütüphane yaratma fikrini gerçekleştirmeye yönelmemiştir.

Brautigan’ın düşsel kütüphanesinin, ülkenin dört bir yanına halk kütüpheneleri kurulmasını sağlayan Andrew Carnegie’nin vizyonuyla uyum içinde olduğu düşünülebilir. Bir Carnegie kütüphanesinde, insanlar canlarının istediği gibi rafları karıştırabilir, ne okumak istiyorlarsa onu seçebilirler. Clark County Tarih Müzesi de aslında, 1909 yılında Carnegie tarafından yaptırılan Vancouver’ın ilk kütüphanesidir ve Brautigan’ın düşsel kütüphanesi ile, tuğla bir bina olması, kütüphane kapısına çıkan merdivenler ve yüksek-kemerli pencereler gibi birçok benzer tasarım detayına sahiptir.

“Brautigan Kütüphanesi’ne yönelik hem uluslararası hem de yerel düzeyde ilgi var,” diyor Tissot. “CMDC Programı ile sürdürdüğümüz işbirliğinin yanında, diğer kuruluşlarla gerçekleştirilecek ortak çalışmalarla, Brautigan Kütüphanesi’nde araştırma faaliyetleri, konferanslar, sergiler düzenlemeyi planlıyoruz.”

Ianthe Brautigan için, Brautigan Kütüphanesi’nin vizyonu demokratik bir temele dayanıyor. “Babam gibi ben de, ‘kalitesi’ ne olursa olsun, her kitabın bir evi olması gerektiğine inanıyorum. Dileyen herkesin yaşadığı topluma (ve elbette dünyaya) yazılı formda katkıda bulunabilmesi gerekiyor. Zenginle fakir arasındaki fark her geçen gün daha da açılırken, yeterli imkanı olmayan insanların sanat ve edebiyat dünyasına katkıda bulunabilmesi de zorlaşıyor. Babamın genç bir adamken birkaç kez şok tedavisine sokulmasının nedeni, Oregon Eyalet Hastanesi’ndeki doktorlara bir gün ünlü bir yazar olacağını söyleyip durmasıydı. İşçi sınıfından geldiğinden dolayı, doktorlar onda bir şeylerin yanlış olduğunu düşünmüştü. Ancak bu türden bir kütüphane sayesinde, her konumdan insan kendi kitabını (dünyaya kendi katkısını) ortaya çıkarabilecek. Dünyayı böylesine ilham verici bir yer yapan, sayfalardaki seslerimizdir. Bu kütüphane de demokratik ve büyülü bir şeyin karşılığı.”

Todd Lockwood ise, Brautigan Kütüphanesi’nin geleceğinin, bu kütüphaneyi hayatta tutmaya yönelik arzuya ve bu arzuyu gerçekleştirecek insan kaynaklarına bağlı olduğunu belirtiyor. “Kütüphanenin Vermont’da olduğu dönemde, her yerden ziyaretçilerimiz oluyordu. İnsanlar kitaplara dokunmak, böyle bir yerin gerçekten varolduğunu kendi gözleriyle görmek istiyorlardı. Onlar için özel bir deneyimdi. Bugün kütüphanenin, arkasına alacağı bir enerji dalgasıyla, bir kez daha doğması mümkün. Kütüphane yeni formatında, bir önceki hayatında işe yarayan yöntemlerle, iletişim, tanıtım ve dağıtıma yönelik yeni, daha etkili yaklaşımları bir araya getirebilir. Fiziksel bir mekanın yanında iyi bir internet sitesinin de eklenmesiyle çok güçlü bir birleşim yaratılabilir.”

Brautigan Kütüphanesi’nin geleceği

Brautigan Kütüphanesi’nin geleceğine yönelik planlardan konuşacak olursak, elbette öncelikli amaç, kendi hikayelerini yazan yayınlanmamış yazarların kitapları için her zaman bir yerin olmasını sağlamak. Kütüphaneye teslim edilen herhangi bir eserin bir yayıncı tarafından yayınlanması her zaman ihtimal dahilinde olsa da, asıl odaklanılan nokta, insanlara kendi hayatlarını kaydetme ve anma imkanının tanınması ve herkesin faydalanabilmesi için bu anlatıların daha geniş kitlelere ulaştırılması.

Diğer bir önemli nokta, yakın gelecekte Brautigan Kütüphanesi’ne kitap teslimlerinin dijital formata dönüştürülmesi ve böylelikle, hem fiziksel arşiv alan sıkıntısının önüne geçilmesi hem de kütüphanede yer alan kişisel anlatıların daha geniş bir okuyucu kitlesiyle, daha kolay ve pratik bir şekilde paylaşıma sokulması. Ayrıca yazılı eserlerin yanında multimedya ses ve video dosyalarının kütüphaneye kabul edilmesi, kütüphanenin internet sitesinin okuyucuları ilgilendikleri konularda daha hızlı bir şekilde yönlendirebilmesi ve Washington Eyalet Üniversitesi CMDC

Programı’nda kütüphaneye yönelik staj ve çalışma imkanlarının yaratılması da planların arasında.
Kütüphanenin geleceğinde, içinde bulunduğu toplumla ilişkisi de mühim bir rol oynayacak. Vancouver bir sanat kenti olduğundan, kütüphane sayesinde bu kentte edebiyat öne çıkarılabilir ve hatta Vermont’daki ilk kütüphanenin başlattığı 30 Ocak Yayınlanmamış Yazarlar Günü bir kez daha canlandırılarak hem yerel hem de uluslararası alanda yayınlanmamış yazarlardan kütüphaneye katkıda bulunmaları sağlanabilir; her yıl manuskriptlerden oluşan bir seçki yayınlanabilir. Manuskriptlerin iletişim kanallarına paylaşımı ile hem kütüphaneye hem de Vancouver’a olan ilginin artması sağlanabilir. Gelecekte hayata geçirilmesi muhtemel etkinliklerden biri de Brautigan üzerine odaklanmış, her yıl gerçekleştirilecek bir konferans. Bugüne dek, Richard Brautigan’ın hayatı ve eserleri üzerine düzenlenecek bir etkinlik için Vancouver’da buluşma fikri birçok kişi tarafından desteklendi.



Brautigan Kütüphanesi ve bu kütüphanenin yeniden canlandırılmasını sağlayan CMDC Programı ile Tarih Müzesi arasındaki işbirliği, araştırmacılar, akademisyenler ve Brautigan’ın eserleriyle ilgilenen diğer kişilerden de faydalanabilir. Birleşik Devletler’de çok ciddi sosyal kırılmaların yaşandığı, “Altmışlar” denilen dönem bir araştırma konusu olarak her geçen gün daha fazla akademisyen ve eleştirmeni kendisine çekerken, bu dönemin ruhunu en iyi anlatan yazarlardan biri olarak görülen Brautigan’a daha fazla ilgi çekilebilir. Dahası, bu ilginin yoğunlaştığı nokta Brautigan Kütüphanesi olacağından, gelecekte kütüphane koleksiyonu genişleyerek yalnızca yayınlanmamış manuskriptlerin oluşturduğu bir arşivden daha fazlasına dönüşebilir.

Bütün bu planlar ve süren çalışmalarımız, Brautigan Kütüphanesi’ni heyecan ve ümit verici bir geleceğe yönlendiriyor. Bir romandan doğan bu sıradışı kütüphane insanların kendi hayatlarının, rüyalarının, amaçlarının, geleceğe yönelik düşüncelerinin belgelenerek korunmasını sağlıyor. İnsanların kendi varoluşlarının dünya yüzeyinden silinmemesi için çalışması tuhaf bir arzu da değil: bunu çocuklarımızda, inşa ettiğimiz binalarda, diktiğimiz heykellerde ve bugünün insanları olarak geleceğe bıraktığımız diğer her şeyde görebiliriz.



Brautigan Kütüphanesi, geleceğe yönelik planların geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi amacıyla içinde bulunduğu toplumu da sürece katabilecek bir deney. Dahası, kapılarını kütüphaneye açan Clark County Tarih Müzesi ve elindeki tüm imkanlarla destek sağlayan CMDC Programı’nın işbirliğiyle, bu deneyin devam etmemesi için hiçbir neden yok. Zaman içinde bu işbirliğine yeni partilerin katılması da olası. Dünyanın dört bir yanındaki yazar ve sanatçılardan CMDC Programı öğrencilerine kadar birçok farklı topluluk Brautigan Kütüphanesi’ni geleceğe taşıyabilir. Zaten planlanan festival ve konferansların önemli amaçlarından biri de bu işbirliğini genişletmek ve güçlendirmek.

Son olarak, sesimizin çoğu zaman ve durumda devletlerin, hükümetlerin, kurumların ve şirketlerin yaygarasında kaybolup gittiği günümüzde, bireyselliğin korunmasına yönelik bir metodoloji olarak doğan Brautigan Kütüphanesi, toplumumuzun üzerinde yükseldiği asıl temelin bireysel hayatlar olduğunu bir kez daha bizlere hatırlatabilir. İnsanların kendi hayatlarını ortaya koymalarına, düşüncelerini ifade etmelerine, duygularını, hayallerini ve amaçlarını diğerleriyle paylaşmalarına imkan tanıyarak, çok daha zengin ve üretken bir geleceğe yönelik umutlarımızı da güçlendirebiliriz. Farklı dünya görüşlerinin ifade edilmesini sağlayacak imkanların arttırılması sayesinde, düşünce ve fiillerimizin birbirine bağlılığının sorumluluğu ve farkındalığı ile, küresel ölçekte düşünebilir ve yerel düzlemde hayatlarımızı daha iyi bir noktaya çekebiliriz ● (http://www.thebrautiganlibrary.org/)



-yazı ziriab mobile sitesinden alınmıştır.

-brautigan library facebook 

we ...

Author: Yasemin Şahin /


pentagram - geçmişin yükü

Author: Yasemin Şahin /


Pentagram - Geçmişin Yükü





 ............yahu biz hep gençtik ve onlar hep baba'ydı.
yani hepimiz tanrının kırık hayalleri.


"gölgeler seyrederken uzaktan bizi


...
omzumuzdan düşmüyor geçmişin yükü"









.

"Kadınlar özgür olmadan hiçbirimiz özgür değiliz"

Author: Yasemin Şahin /


Kürtaj Yasağına Karşı Erkekler cadde boyunca  hemcinslerini korunmaya ve sorumluluk almaya, eril devletin erkeği olmamaya davet etti.
Yaklaşık bir saatte alınan İstiklal Caddesi'nin Taksim Meydanı çıkışında basın açıklaması okundu.
Basın açıklamasında erkeğin sorumluluğu ve kürtaj tartışmalarına müdahil olması gerektiği şu sözlerle savunuldu: "Soruyoruz: Neden erkekler bu konuda kendi sorumluluklarıyla yüzleşmiyor? Halbuki konuşulması gereken şey kürtajdan da önce erkekler değil mi? Bir kadın neden kürtaj seçeneğine başvurmak durumunda kalır?
Biz erkeklerin kendi keyfimiz için korunma yöntemlerini üstlenmeyişimiz, kadınların bedenlerini kendimize ait görmemiz yüzünden değil mi? ... Kürtajı yasaklamak erkeklerin bu vurdumduymazlıklarına prim vermektedir. Kürtaj yasağı erkeklerin spermlerini sorumsuzca sağa sola saçabilecekleri, bunun sonuçlarıyla da sadece kadınların uğraşmak zorunda kaldığı zihniyetinin güçlenerek devam etmesidir. İktidarın istediği de tam da bu değil mi? Kadının daha fazla çocuk yaparak zorunlu askerlik yaparcasına, zorunlu annelik yaparak evde oturup çocuk büyütmesi, değil mi?"
Kürtaj Yasağına Karşı Erkekler'in basın açıklaması "Kadınlar özgür olmadan hiçbirimiz özgür değiliz" sloganıyla sona erdi. (HK).

haberin devamı ve eylemden videolar bianet'te...


10 Haziran 2012

jack, jim, jose

Author: Yasemin Şahin /


Benim Bedenim, Benim Kararım, Bu Benim Meselem!

Author: Yasemin Şahin /

The Raven - Edgar Allan Poe

Author: Yasemin Şahin /





[First published in 1845]

horizontal spaceOnce upon a midnight dreary, while I pondered weak and weary,
Over many a quaint and curious volume of forgotten lore,
While I nodded, nearly napping, suddenly there came a tapping,
As of some one gently rapping, rapping at my chamber door.
`'Tis some visitor,' I muttered, `tapping at my chamber door -
Only this, and nothing more.'

Ah, distinctly I remember it was in the bleak December,
And each separate dying ember wrought its ghost upon the floor.
Eagerly I wished the morrow; - vainly I had sought to borrow
From my books surcease of sorrow - sorrow for the lost Lenore -
For the rare and radiant maiden whom the angels named Lenore -
Nameless here for evermore.

And the silken sad uncertain rustling of each purple curtain
Thrilled me - filled me with fantastic terrors never felt before;
So that now, to still the beating of my heart, I stood repeating
`'Tis some visitor entreating entrance at my chamber door -
Some late visitor entreating entrance at my chamber door; -
This it is, and nothing more,'

Presently my soul grew stronger; hesitating then no longer,
`Sir,' said I, `or Madam, truly your forgiveness I implore;
But the fact is I was napping, and so gently you came rapping,
And so faintly you came tapping, tapping at my chamber door,
That I scarce was sure I heard you' - here I opened wide the door; -
Darkness there, and nothing more.

Deep into that darkness peering, long I stood there wondering, fearing,
Doubting, dreaming dreams no mortal ever dared to dream before;
But the silence was unbroken, and the darkness gave no token,
And the only word there spoken was the whispered word, `Lenore!'
This I whispered, and an echo murmured back the word, `Lenore!'
Merely this and nothing more.

Back into the chamber turning, all my soul within me burning,
Soon again I heard a tapping somewhat louder than before.
`Surely,' said I, `surely that is something at my window lattice;
Let me see then, what thereat is, and this mystery explore -
Let my heart be still a moment and this mystery explore; -
'Tis the wind and nothing more!'

Open here I flung the shutter, when, with many a flirt and flutter,
In there stepped a stately raven of the saintly days of yore.
Not the least obeisance made he; not a minute stopped or stayed he;
But, with mien of lord or lady, perched above my chamber door -
Perched upon a bust of Pallas just above my chamber door -
Perched, and sat, and nothing more.

Then this ebony bird beguiling my sad fancy into smiling,
By the grave and stern decorum of the countenance it wore,
`Though thy crest be shorn and shaven, thou,' I said, `art sure no craven.
Ghastly grim and ancient raven wandering from the nightly shore -
Tell me what thy lordly name is on the Night's Plutonian shore!'
Quoth the raven, `Nevermore.'

Much I marvelled this ungainly fowl to hear discourse so plainly,
Though its answer little meaning - little relevancy bore;
For we cannot help agreeing that no living human being
Ever yet was blessed with seeing bird above his chamber door -
Bird or beast above the sculptured bust above his chamber door,
With such name as `Nevermore.'

But the raven, sitting lonely on the placid bust, spoke only,
That one word, as if his soul in that one word he did outpour.
Nothing further then he uttered - not a feather then he fluttered -
Till I scarcely more than muttered `Other friends have flown before -
On the morrow he will leave me, as my hopes have flown before.'
Then the bird said, `Nevermore.'

Startled at the stillness broken by reply so aptly spoken,
`Doubtless,' said I, `what it utters is its only stock and store,
Caught from some unhappy master whom unmerciful disaster
Followed fast and followed faster till his songs one burden bore -
Till the dirges of his hope that melancholy burden bore
Of "Never-nevermore."'

But the raven still beguiling all my sad soul into smiling,
Straight I wheeled a cushioned seat in front of bird and bust and door;
Then, upon the velvet sinking, I betook myself to linking
Fancy unto fancy, thinking what this ominous bird of yore -
What this grim, ungainly, ghastly, gaunt, and ominous bird of yore
Meant in croaking `Nevermore.'

This I sat engaged in guessing, but no syllable expressing
To the fowl whose fiery eyes now burned into my bosom's core;
This and more I sat divining, with my head at ease reclining
On the cushion's velvet lining that the lamp-light gloated o'er,
But whose velvet violet lining with the lamp-light gloating o'er,
She shall press, ah, nevermore!

Then, methought, the air grew denser, perfumed from an unseen censer
Swung by Seraphim whose foot-falls tinkled on the tufted floor.
`Wretch,' I cried, `thy God hath lent thee - by these angels he has sent thee
Respite - respite and nepenthe from thy memories of Lenore!
Quaff, oh quaff this kind nepenthe, and forget this lost Lenore!'
Quoth the raven, `Nevermore.'

`Prophet!' said I, `thing of evil! - prophet still, if bird or devil! -
Whether tempter sent, or whether tempest tossed thee here ashore,
Desolate yet all undaunted, on this desert land enchanted -
On this home by horror haunted - tell me truly, I implore -
Is there - is there balm in Gilead? - tell me - tell me, I implore!'
Quoth the raven, `Nevermore.'

`Prophet!' said I, `thing of evil! - prophet still, if bird or devil!
By that Heaven that bends above us - by that God we both adore -
Tell this soul with sorrow laden if, within the distant Aidenn,
It shall clasp a sainted maiden whom the angels named Lenore -
Clasp a rare and radiant maiden, whom the angels named Lenore?'
Quoth the raven, `Nevermore.'

`Be that word our sign of parting, bird or fiend!' I shrieked upstarting -
`Get thee back into the tempest and the Night's Plutonian shore!
Leave no black plume as a token of that lie thy soul hath spoken!
Leave my loneliness unbroken! - quit the bust above my door!
Take thy beak from out my heart, and take thy form from off my door!'
Quoth the raven, `Nevermore.'

And the raven, never flitting, still is sitting, still is sitting
On the pallid bust of Pallas just above my chamber door;
And his eyes have all the seeming of a demon's that is dreaming,
And the lamp-light o'er him streaming throws his shadow on the floor;
And my soul from out that shadow that lies floating on the floor
Shall be lifted - nevermore!


vertical spaceŞiirin Türkçesini mümkünse sadece bu kitaptan okuyun.

Kuzgun /Edgar Allan Poe / Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi /çev. Oğuz Baykara



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
gazeteler gazeteler