Düşünkara Fanzin 12. sayı yayında...

Author: Yasemin Şahin /





Düşünkara lanetli sayının lanetine 1 kala çıktı... 12. sayı (Ocak-Mart 2010) siz istediğiniz an  elinize ayağınıza dolanmak üzere Ankara sokaklarında yerini buldu. Bu sayı yine ayrı bir heyecan vardı üzerimizde. Yeni projelerle dolduk taştık, bunları hayata geçirdiğimiz bir sayıydı ve yazmaya daha amatör ama daha sağlam bir giriş yaptık yine. Yeni yazarların ve yeni destek olmak isteyenlerin sesi bizimki kadar gür çıkıyordu yine. Ses verdik bu suretle:


-         Jack London’ın John Barleycon atıp tutmalarını Mustafa dile getirdi ve kendini de onlara arkadaş ilan etti. Çözümlemeleri insanı iyi yapar, çözemediği mi kötüdür, kim şeytan kim ölüdür, herkes aslında gerçekten mi yalnızdır gibi sorularla bizi bir nebze rahatsız etti… Ne iyi etti.


-         Tan Tolga Demirci, Yılanlı Kadın Vakası isimli açık oturumunda Lacan, Freud, Jung’ı yan yana getirdi. Konuştu, konuşturdu. Bu açık oturuma gözlerin ve sözlerin sahipleri değiştikçe yılanlı kadın resmini gözünüzün önüne getirip dilsiz olacaksınız. (Tan Tolga Demirci’ye desteği için ayrıca teşekkürler…)


-         Modül, Kürk ve Çiçek’te Mehmet Çalışkan ve Meltem Ay, görkemli kanatları olan Jar’ı insanın aşırı mutlulukla körleştiği, eğlenince uyuştuğu bir bildirgenin olduğu öyküye dâhil etti. Bu bir uyarıydı gökyüzünden gelen…


-         Yağmur Güncesi, Milena’ya Mektuplar ve Milenalar yazısında Kafka’nın abartı sevgisinin insan olma halini ve gerçek olma halini ele aldı. Kitapta bahsi geçen aşkın gerçekliğine ve olunmazlığına dem vurdu, sonra da hangimizin yaşadığının gerçek olduğu sorusuyla bizi baş başa bıraktı.


-         Yalnızlık gibi Bir Şey’de Kerim Akbaş, böyle bir dünyada öleceği için çok heyecanlanarak keman sesine şiir yazdı. Bu sesin yokluğunda kafasındaki her şeyi ama her şeyi satışa çıkardı ki sormayın…

-         Tanrı İçimde Hezeyan Kılıklı Bir Herif yazısıyla Murat Uyanık, tüm yaşayan tanrıları karşısına alarak gözyaşlarıyla boğdu. Boğulanların hepsi aynı akvaryumda eziliyordu…

-         Düşünkara, bundan birkaç sene önce yayın hayatına son veren Eğilim Fanzin’le söyleşi yaptı…

-         Nursevinç karakuş, Ölüme Davet isimli yazısında bir çocukla konuştu. O çocuk, sen çocuk, ben çocuk dedik ve dinledik…

-         Hiç Bilinmeyenli Bir Hayat Denklemi yazısında Raskolnikov, saatin sesi eşliğinde tanrıyı tüketme serüvenini anlattı. Her sevgi biraz tanrıcılık oyunuydu bunu herkes biraz bildi…

-         Deniz Thetis A., Açım Acıkana Dek, yazısında İsmet Ananın sofrasına farklı bir tat için gitmişti. Ne tesadüf ki tadını alacağı her şey aslında bildiğin gitmişti.

-         Entelektüelin Çöküşü yazısında Hakan Bilge bir neslin tükenmekte olan türüne yani entelektüellere değindi. Adorno, Foucault, Joyce, Kafka ile gerçek entelektüeller ve kiralık entelektüeller arasındaki farka değindi. Yazı içinden önemli vuruş ise “Entelektüel halkın yardakçısı olduğuna göre halkın cidden entelektüele ihtiyacı var mıdır?”  sorusuydu ki akıllara zarar…. (Hakan Bilge’nin Düşünkara’ya verdiği desteğe bir kez ve çok kez daha teşekkürler…)

-         Düşünkara Film Ekibi “Bir Umutsuzluk Manifestosu” karaladı. Birden fazla kimsenin kalem değiştirdiği bu yazı bu anımsamayla ve farklı bir tatla okunasıdır…

-         Mehmet Ali Yurt, “Bu Sessizliği Bir Parça Ölüm Bozar” adlı öyküsünde sıra dışı bir aşk anlatamama durumunu öyküledi.

-         Mehmet Atakan Foça, Benliğin Sırları adlı yazısında üç kişi başladık ve herkesin hoşça kal dediği bir kişiyle bıraktı bizi… O bir kişi çok tanıdıktı.

-         F: 2,8 fotoğraf sayfamızda yine Mehmet Emre Yılmaz yerini aldı. Çok anlamlı bir bakışı taşıdı sizlere..

-         Sert Sessiz ise “Başka Türlü Bir Şey” yazısında tam bir iç huzursuzluk hâkimdi. Yine “öyle güzel” dile geldi…

-         “Şövalye ve Ay” yazısında Rüzgarla Gelen, gerçek bir şövalye ve ay görüşmesi gerçekleştirdi öyküsünde.

-         Yeni yazarımız Yeşim Bade, iki şişe şarabı mavi deniz, siyah adam ve sevdiği kadına paylaştırdı…

-         Beytepe Kaplumbağası, Amadeus filmini yazdı.

-         Pyotr, maddeleyerek, nefretini ve sevgisizliğini zihnimize rakamlarıyla birlikte kazıyan bir yazı paylaştı…

-         Shigella, Sigara isimli yazısında yalnız iki kişinin biz kalma ya da ne kadar biz olduklarını sorgulama çabasını anlattı.

-         Emrah Sarıgöl bir insanın yapması gereken en iyi nasihat şeklini yaptı. Kendine öğütlerde bulundu…

-         ÇİZİTEMA sayfamızın bu sayıda konusu “MÜZİK”ti. Yeni çizerlerimiz Mert Arslan, Aslı Şahin’le yine Mert Gürkan, Emre Yılmaz ve Cemal Keleşoğlu aynı temada buluştu. Bir sonraki temamız ise SINIR…

Yer aldığı noktalar:(ANKARA)

* Ardıç Kitabevi ( Turhan Kitabevinin üstü 2.kat)
* Araf Kafe & Bar (Konur sokak No: 11 Kat 3)
* Ankara Kültür Evi ( Konur Sokak Leman Kafe bu kafenin altında kalıyor)
* Turhan Kitabevi
* İmge Kitabevi
* Kitap Kurdu Kafe (Selanik 48/7 Kızılay)


(başka mekânlara bırakıldıkça liste güncellenecektir...)

Şehir dışından erişmek isteyenlere itinayla kargo gönderilir.

dusunkarafanzin@gmail.com





2 yorum:

Ahmet Alper dedi ki...

yenı sayınız çok iddialı gibi

Düşünkara dedi ki...

yok bizim iddiamız yok...

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
gazeteler gazeteler