... "Tel örgüleri ona bakarak geçip yıkıntılar arasına giriyorum en sonunda. Ve aralığın şanlı ışığı altında, tamı tamına bulmaya geldiğimi ve zamana ve dünyaya karşın, bu ıssız doğada bana, gerçekten yalnızca bana sunulmuş olanı buldum, yaşamda yalnız bir iki kez olabilirdi böylesi, bundan sonra da insan isteğine kavuştuğunu düşünebilirdi. Her yanına zeytinler saçılmış pazaryerinden, aşağıda köy görünüyordu. Hiçbir gürültü gelmiyordu buradan; duru havada hafif dumanlar yükselmekteydi. Deniz de susuyordu, kıvılcımlar saçan, soğuk bir ışığın kesintisiz akışı altında soluğu kesilmişti sanki. Günün kırılgan şanını Chenoua'dan gelen bir horoz sesi kutsuyordu yalnızca. Yıkıntıların bulunduğu yanda, gözün uzanabildiğince uzaklarda, billursu havanın saydamlığında yalnızca çiçek bozuğu taşlar ve pelinler, ağaçlar ve kusursuz sütunlar görünüyordu. Öyle görünüyordu ki, hesaplanması olanaksız bir an için sabah donmuş, güneş durmuştu. Bu ışık ve sessizlik içinde, azgınlık ve gece ...
Jung'u gördüğüm gibi atladım.
YanıtlaSilBen de bunu düşünürüm bazen, eğer yaratma ihtiyacı duymayacak kadar 'şahane' yaşamlarımız olsa, sanat yine olur muydu?
Bence yine olurdu gibime geliyor. Çünkü bilemiyorum, yine tatmin edilmesi gereken duygulara mı giriyor bu ama bir şeyleri yüceltme isteği oluyor insanda. Bunu da en güzel sanatla yapıyor. Ama belki o kadar kusursuz olduğunda, kusursuzluğun da o denli bilincinde olurduk ki, bunu bir yerlere anlatma ihtiyacı duymazdık. Ama yine de olurdu gibime geliyor çünkü...
sürekli bir açık kapatma uğraşı bizdeki... sürekli eksik. hep eksik hep kusurlu bu insanoğlu! ama kesinlikle böyle iyi... kusursuzluk söz konusu bile olamaz ki... sanatla uğraşmayan insanlar da var. kusur da değil onlardaki bence bildiğin sakatlık...
YanıtlaSilÜretmiyor olmak gerçekten acı bir durum. Doğru düzgün bir şeyler üretmediğimden henüz, bunun eksikliğini ciddi şekilde hissediyorum. Keşke, kitaplarda üretmek de temel ihtiyaçlar arasında gösterilseymiş. :)
YanıtlaSilhttp://burakozkanps.blogspot.com/search?updated-max=2011-04-24T13:55:00-07:00&max-results=1
üremeye o kadar takılmışlarki, üretmek sözde kalmış :)
YanıtlaSilBu nasıl oluyor hala pek çözebilmiş değilim, insanın sadece kelimelere bakıp, karşısındakinin o kelimeleri yazdığı ruh halini ölçmeye çalışması ama sanki içinde bir öfke var gibi.
YanıtlaSil"Keşke, kitaplarda üretmek de temel ihtiyaçlar arasında gösterilseymiş. :)" bu cümlene cevap olarak yazmıştım yorumu. Öfke yok, bence doğru bir tespit var. Üretmek keşke bence de kitaplar da olsaydı manasına da geliyor...
YanıtlaSilBen de aslında öfkeyi bir önceki yorumun için söylemiştim. Genel bir öfke gibi, bir şeylere karşı. Ama yoksa, güzel tabi.
YanıtlaSilhıhı ondan önceki yorumda öfke var, içselleşmiş ama çok:)
YanıtlaSil