"İlk ahlak öğretiminin en fazla kötülüğü cinsiyet alanında görülür. Eğer bir çocuk sert ana-baba, ya da dadılarca geleneklere uygun bir biçimde eğitilmiş, altı yaşına gelinceye değin cinsel organlarla günahi öyle sıkı bir biçimde birbirine bağlamıştır ki, onun gözünde bunların, yaşam süresince ayrılması beklenemez. Bu duygu, doğaldır ki, Oidipus kompleksi ile de arttırılmıştır; çünkü çocuklukta en cok sevilen kadın, kendisiyle cinsel ilişkiler kurulamayacak olan bir kimsedir. Bunun sonucu olarak, çoğu olgun erkekler, cinsel işlerin kadınları alçalttığı düşüncesini besler ve karıları cinsel birleşmeden nefret etmiyorsa, onlara saygı göstermezler. Buna karşılık, karısı soğuk olan bir koca, içgüdüsel bir kışkırtmayla, gönül doyumunu başka yerlerde arar. Oysa, bu içgüdüsel doyuma kısa bir süre için erişilmiş olsa bile, bu adam, karısı olsun, metresi olsun, herhangi bir kadınla kurduğu bağdan mutluluk sağlayamayacaktır. "Lekesiz" kalması ısrarla öğretilmiş bir kadında da aynı...
Jung'u gördüğüm gibi atladım.
YanıtlaSilBen de bunu düşünürüm bazen, eğer yaratma ihtiyacı duymayacak kadar 'şahane' yaşamlarımız olsa, sanat yine olur muydu?
Bence yine olurdu gibime geliyor. Çünkü bilemiyorum, yine tatmin edilmesi gereken duygulara mı giriyor bu ama bir şeyleri yüceltme isteği oluyor insanda. Bunu da en güzel sanatla yapıyor. Ama belki o kadar kusursuz olduğunda, kusursuzluğun da o denli bilincinde olurduk ki, bunu bir yerlere anlatma ihtiyacı duymazdık. Ama yine de olurdu gibime geliyor çünkü...
sürekli bir açık kapatma uğraşı bizdeki... sürekli eksik. hep eksik hep kusurlu bu insanoğlu! ama kesinlikle böyle iyi... kusursuzluk söz konusu bile olamaz ki... sanatla uğraşmayan insanlar da var. kusur da değil onlardaki bence bildiğin sakatlık...
YanıtlaSilÜretmiyor olmak gerçekten acı bir durum. Doğru düzgün bir şeyler üretmediğimden henüz, bunun eksikliğini ciddi şekilde hissediyorum. Keşke, kitaplarda üretmek de temel ihtiyaçlar arasında gösterilseymiş. :)
YanıtlaSilhttp://burakozkanps.blogspot.com/search?updated-max=2011-04-24T13:55:00-07:00&max-results=1
üremeye o kadar takılmışlarki, üretmek sözde kalmış :)
YanıtlaSilBu nasıl oluyor hala pek çözebilmiş değilim, insanın sadece kelimelere bakıp, karşısındakinin o kelimeleri yazdığı ruh halini ölçmeye çalışması ama sanki içinde bir öfke var gibi.
YanıtlaSil"Keşke, kitaplarda üretmek de temel ihtiyaçlar arasında gösterilseymiş. :)" bu cümlene cevap olarak yazmıştım yorumu. Öfke yok, bence doğru bir tespit var. Üretmek keşke bence de kitaplar da olsaydı manasına da geliyor...
YanıtlaSilBen de aslında öfkeyi bir önceki yorumun için söylemiştim. Genel bir öfke gibi, bir şeylere karşı. Ama yoksa, güzel tabi.
YanıtlaSilhıhı ondan önceki yorumda öfke var, içselleşmiş ama çok:)
YanıtlaSil