onun kendisinden on yaş küçük hemcinsi öğrencisiyle çalışmalarını yürütürken aşık olan biri olduğunu ve aids hastalığından hayatını kaybetmiş olduğunu öğrendiğimden beri o çok merak ettiğim "cinselliğin tarihi" kitabını okumak üzerine bir kez daha düşünmeye başladım. üstelik "hapishanenin doğuşu" ve "deliliğin tarihi"ni hayranlıkla okumuşken. ama bu demek değil ki diğer kitapları rafta kalacak, sadece cinselliğin tarihi durabilir yahu diyorum.. bu düşünceyi yıkacak, saçmalama diyecek birini arıyorum lütfen... bunu öğrenmeden önce Foucault ____________ bunu öğrendikten sonra Foucault ____________
... "Tel örgüleri ona bakarak geçip yıkıntılar arasına giriyorum en sonunda. Ve aralığın şanlı ışığı altında, tamı tamına bulmaya geldiğimi ve zamana ve dünyaya karşın, bu ıssız doğada bana, gerçekten yalnızca bana sunulmuş olanı buldum, yaşamda yalnız bir iki kez olabilirdi böylesi, bundan sonra da insan isteğine kavuştuğunu düşünebilirdi. Her yanına zeytinler saçılmış pazaryerinden, aşağıda köy görünüyordu. Hiçbir gürültü gelmiyordu buradan; duru havada hafif dumanlar yükselmekteydi. Deniz de susuyordu, kıvılcımlar saçan, soğuk bir ışığın kesintisiz akışı altında soluğu kesilmişti sanki. Günün kırılgan şanını Chenoua'dan gelen bir horoz sesi kutsuyordu yalnızca. Yıkıntıların bulunduğu yanda, gözün uzanabildiğince uzaklarda, billursu havanın saydamlığında yalnızca çiçek bozuğu taşlar ve pelinler, ağaçlar ve kusursuz sütunlar görünüyordu. Öyle görünüyordu ki, hesaplanması olanaksız bir an için sabah donmuş, güneş durmuştu. Bu ışık ve sessizlik içinde, azgınlık ve gece ...
huzursuzluğun kaynağı, huzurun ta kendisi olabilir. tıpkı huzurun da beraberinde huzursuzluk olasılığını getirdiği gibi.
YanıtlaSilher şey tersini kendisi yaratır.
YanıtlaSilKimisine huzur batarmış!
YanıtlaSilHem de ne batma! :D
YanıtlaSil