İsteğim deniz yazmaktı. Zümrütlerin, gök yakutların sabrını; ağaçların tarihsizliğini... Bir tek kıyısını kavrayabildiğimiz, anlamını ancak bir tek kıyısıyla kurduğumuz denizin öyküleri yoktur bir kara adamı için.... Deniz kara adamını yalnız sınırlarını kaldırışı değil, sınır düşüncesini içinden çıkarıp atıvermesidir. Her şeyin bir aradalığının bir yerde başlaması ya da bitmesidir. İstediğin deniz yazmaktı. Her şeyin bir aradalığına yenik düşeceğini bile bile.
Michel Foucault
onun kendisinden on yaş küçük hemcinsi öğrencisiyle çalışmalarını yürütürken aşık olan biri olduğunu ve aids hastalığından hayatını kaybetmiş olduğunu öğrendiğimden beri o çok merak ettiğim "cinselliğin tarihi" kitabını okumak üzerine bir kez daha düşünmeye başladım. üstelik "hapishanenin doğuşu" ve "deliliğin tarihi"ni hayranlıkla okumuşken. ama bu demek değil ki diğer kitapları rafta kalacak, sadece cinselliğin tarihi durabilir yahu diyorum.. bu düşünceyi yıkacak, saçmalama diyecek birini arıyorum lütfen... bunu öğrenmeden önce Foucault ____________ bunu öğrendikten sonra Foucault ____________

Nasılda güzel yazmış denizi konuyu toparlayamamış zaten denizde öyle değilmi kimse bilmez sınırını,gücünü sadece bilinmezlikler yaşanır orada ve bilinmezliğin getirdiği duygular.
YanıtlaSilkesinliklee.. bilge karasu'nun resmen zihninde kelime yığınlarının dolaştığı bir an yazılmış.. hangi kelime önceliğini alacak hangisi unutulacak hepsini hissettiğim bir alıntı..
YanıtlaSil