... "Tel örgüleri ona bakarak geçip yıkıntılar arasına giriyorum en sonunda. Ve aralığın şanlı ışığı altında, tamı tamına bulmaya geldiğimi ve zamana ve dünyaya karşın, bu ıssız doğada bana, gerçekten yalnızca bana sunulmuş olanı buldum, yaşamda yalnız bir iki kez olabilirdi böylesi, bundan sonra da insan isteğine kavuştuğunu düşünebilirdi. Her yanına zeytinler saçılmış pazaryerinden, aşağıda köy görünüyordu. Hiçbir gürültü gelmiyordu buradan; duru havada hafif dumanlar yükselmekteydi. Deniz de susuyordu, kıvılcımlar saçan, soğuk bir ışığın kesintisiz akışı altında soluğu kesilmişti sanki. Günün kırılgan şanını Chenoua'dan gelen bir horoz sesi kutsuyordu yalnızca. Yıkıntıların bulunduğu yanda, gözün uzanabildiğince uzaklarda, billursu havanın saydamlığında yalnızca çiçek bozuğu taşlar ve pelinler, ağaçlar ve kusursuz sütunlar görünüyordu. Öyle görünüyordu ki, hesaplanması olanaksız bir an için sabah donmuş, güneş durmuştu. Bu ışık ve sessizlik içinde, azgınlık ve gece ...
'En azından ağlayabiliyorsun, düşüncede de olsa' diyerek arabesk bir yorum bırakıyorum.
YanıtlaSilah şu ağlamak ve ağlayamamak eylemlerin arabesklik olarak görmek yok mu... her insan arabesktir de söyleyemez, o yüzden pek çoğumuz sadece annemizden söz ediyoruz, babamızdan değil..
YanıtlaSilAa, buna cevap vermemişim ben. Arabesklikten kastım ağlamakla ilgili değildi. 'En azından ağlayabiliyorsan, bende o da yok' gibisinden bir şeydi.
YanıtlaSilarabesk nedir?
YanıtlaSilkelime anlamı olarak diyebileceğim tam bir şey yok ama hissiyat olarak, içli ve sıkıntılı bir durumun oldukça kederli bir ifadeyle dile dökülmesi diyeceğim ama sanırım böyle diyerek de kelime anlamını vermiş olacağım. demek ki diyebilirmişim. :)
YanıtlaSiltamam şimdi oldu :)
YanıtlaSil