... "Tel örgüleri ona bakarak geçip yıkıntılar arasına giriyorum en sonunda. Ve aralığın şanlı ışığı altında, tamı tamına bulmaya geldiğimi ve zamana ve dünyaya karşın, bu ıssız doğada bana, gerçekten yalnızca bana sunulmuş olanı buldum, yaşamda yalnız bir iki kez olabilirdi böylesi, bundan sonra da insan isteğine kavuştuğunu düşünebilirdi. Her yanına zeytinler saçılmış pazaryerinden, aşağıda köy görünüyordu. Hiçbir gürültü gelmiyordu buradan; duru havada hafif dumanlar yükselmekteydi. Deniz de susuyordu, kıvılcımlar saçan, soğuk bir ışığın kesintisiz akışı altında soluğu kesilmişti sanki. Günün kırılgan şanını Chenoua'dan gelen bir horoz sesi kutsuyordu yalnızca. Yıkıntıların bulunduğu yanda, gözün uzanabildiğince uzaklarda, billursu havanın saydamlığında yalnızca çiçek bozuğu taşlar ve pelinler, ağaçlar ve kusursuz sütunlar görünüyordu. Öyle görünüyordu ki, hesaplanması olanaksız bir an için sabah donmuş, güneş durmuştu. Bu ışık ve sessizlik içinde, azgınlık ve gece ...
Nerede olduğumu değil de, sadece 'aslında burada olmadığımı' söyleyebilirim.
YanıtlaSilburada değilsin tamam, ama neredesin? bana söylemek zorunda değilsin ama neredesin ;)
YanıtlaSilİşte, ben de bunu merak ediyorum. Bence sen de kendinin nerede olduğunu bilmediğin için bunu soruyorsun. Valla ben de bilmiyorum. Diyorum ki, eğer burada değilsem, neredeyim ben? Bu yorumu kim yapıyor; ama valla billa bilmiyorum.
YanıtlaSilÖhm. Lütfen beni işin içine karıştırmayınız sayın Burak Özkan. Öhm.
YanıtlaSilÖyle olsun bakalım. :)
YanıtlaSilDün kafede , geç saatlere kdar içiyordum ama aslında orada değildim. Vücudum alkole bulanırken , beynimi uyuşturup gittiği yerden geri getirmeye çalışıyordum.Artık beynim , vücudumdan bağımsızlığını ilan etmiş durumda.Eğer vücudumu soruyorsanız önemi yok zaten nerede olduğundan.Zihnim özel bir yerde ve kendine özel bir anı yaşıyor.Benden bile gizli.
YanıtlaSil