ben o herkesin kendi kusurlarıyla baş edemediği için başkalarınınkiyle uğraştığını biliyorum. doyumsuz eylem şu ki, sürekli kendini ört bas etmek bir başkasıyla.
kusursuzum ; aynı zmaanda da tüm kusurları kendimde topluyorum hiç dert etmeden kendime... eksiksizim ; ki aynı zamanda tüm eksiklikleri hissediyorum kendimde ... bir an oluyor en güzel şiiri yazıveriyorum ; ki bu şiir yazdığım en sonuncu kötü şiir oluyor ...tam ya da kusursuz olsun istemiyorum birşeyler ... kendimi yaratıyor ve anlamaya çalışıyorum belki de maddede .. ama hep biraz eksik ve aslında çok da eksiksiz...
Bizi ileriye götürecek şey kusurlu olmaktır, hatta zaten kusurluyuz, bize düşen sadece kabul etmek. Bizi ileriye götürecek şey de bu... İlerisi ise hep bir diğerinin en iyisi, olacak olanlara göre ise en kötüsü... Katılıyorum sonuna dek Şişedeki Balık. Ben herkes kendisiyle uğraşsın anlamında atmıştım bu kaydı, kendimizden bahsedecek olsam aynen böyle bahsederdim, katılıyorum.
Yakın zamanda okuduğum bir özyaşam öyküsünden alıntı yapmak geldi tam da bunun üstüne...
"Yaradılışın aslından gelen kusurlar olmasaydı, bu denli bir yaratma dürtüsü ve hala tatmin edilmesi gerekenlere karşı böylesine bir istek sürüp gider miydi?"
Olgunlaşmamışlık her zaman doğuştan gelmez ya da başkaları tarafından zorla benimsettirilmez. Bir de kültür bizi avucunun içine aldığında, onun düzeyine erişmeyi başaramadığımızda, kültürün bizi ittiği olgunlaşmamışlık vardır. Her "üstün" biçim bizi çocuklaştırır. Maskesinden usanan insan, yalnızca kendi kullanmak üzere bir alt-kültür oluşturur gizlice. İtiraf edilmemiş tutkuların, ergenleşmemiş efsanelerin, kültürün üstün değerler dünyasının işe yaramaz artıklarından oluşan bir dünyadır bu. İşte ancak böylesi bir dünyada yüz kızartıcı belli bir şiir, tehlikeli belli bir güzellik doğar... Pornografi'nin yanı başına gelmedik mi? pornografi- witold gombrowicz
... "Tel örgüleri ona bakarak geçip yıkıntılar arasına giriyorum en sonunda. Ve aralığın şanlı ışığı altında, tamı tamına bulmaya geldiğimi ve zamana ve dünyaya karşın, bu ıssız doğada bana, gerçekten yalnızca bana sunulmuş olanı buldum, yaşamda yalnız bir iki kez olabilirdi böylesi, bundan sonra da insan isteğine kavuştuğunu düşünebilirdi. Her yanına zeytinler saçılmış pazaryerinden, aşağıda köy görünüyordu. Hiçbir gürültü gelmiyordu buradan; duru havada hafif dumanlar yükselmekteydi. Deniz de susuyordu, kıvılcımlar saçan, soğuk bir ışığın kesintisiz akışı altında soluğu kesilmişti sanki. Günün kırılgan şanını Chenoua'dan gelen bir horoz sesi kutsuyordu yalnızca. Yıkıntıların bulunduğu yanda, gözün uzanabildiğince uzaklarda, billursu havanın saydamlığında yalnızca çiçek bozuğu taşlar ve pelinler, ağaçlar ve kusursuz sütunlar görünüyordu. Öyle görünüyordu ki, hesaplanması olanaksız bir an için sabah donmuş, güneş durmuştu. Bu ışık ve sessizlik içinde, azgınlık ve gece ...
"ve ben kusurlu olmanızı da diliyorum
YanıtlaSiluğraşsın herkes sadece kendisiyle diye."
e, öyle değil mi zaten? neredeyse herkes kendisini kusurlu ve eksik bulduğu için durmadan aynı doyumsuz eylemleri tekrarlamıyor mu?
ben o herkesin kendi kusurlarıyla baş edemediği için başkalarınınkiyle uğraştığını biliyorum. doyumsuz eylem şu ki, sürekli kendini ört bas etmek bir başkasıyla.
YanıtlaSileksiklikle kusurluluk aynı şey değildir...
he evet, doğru; düşünmeden hareket ettim bu sefer.
YanıtlaSil:)
olur öyle şeyler, her zaman düşünseydik yaşayamazdık (...):)
YanıtlaSilkusursuzum ; aynı zmaanda da tüm kusurları kendimde topluyorum hiç dert etmeden kendime... eksiksizim ; ki aynı zamanda tüm eksiklikleri hissediyorum kendimde ... bir an oluyor en güzel şiiri yazıveriyorum ; ki bu şiir yazdığım en sonuncu kötü şiir oluyor ...tam ya da kusursuz olsun istemiyorum birşeyler ... kendimi yaratıyor ve anlamaya çalışıyorum belki de maddede .. ama hep biraz eksik ve aslında çok da eksiksiz...
YanıtlaSilBizi ileriye götürecek şey kusurlu olmaktır, hatta zaten kusurluyuz, bize düşen sadece kabul etmek. Bizi ileriye götürecek şey de bu... İlerisi ise hep bir diğerinin en iyisi, olacak olanlara göre ise en kötüsü... Katılıyorum sonuna dek Şişedeki Balık. Ben herkes kendisiyle uğraşsın anlamında atmıştım bu kaydı, kendimizden bahsedecek olsam aynen böyle bahsederdim, katılıyorum.
YanıtlaSilYakın zamanda okuduğum bir özyaşam öyküsünden alıntı yapmak geldi tam da bunun üstüne...
"Yaradılışın aslından gelen kusurlar olmasaydı, bu denli bir yaratma dürtüsü ve hala tatmin edilmesi gerekenlere karşı böylesine bir istek sürüp gider miydi?"
Anılar, Düşler, Düşünceler - Carl Gustav Jung
çirkinim, güzel olan bu. bir ilham kaynağıyım sanata, kendimi yüzyıllar boyunca işleyebilirim.
YanıtlaSil