“Bu gibi durumlarda en acıklısı. insanların «bilimsel yantutmazlık»la övünmeleridir. İnsan bağımlılık ağına daldıkça, avazı çıktığınca yaşasın bağımsızlık, yantutmazlık diye bağırır."

"Nitekim, kapkara düşüncelere dalan, ikide bir canına kıymaya yeltenen. korkunç yürek daralması çeken bir hanımı bana gönderen ruhçözümcünün biri, kadının eline sıkıştırdığı kağıda «aman evliliğini yıkma» diye yazmıştı. Konuşmamızın ilk saatinde, dört yıldır birlikte yaşadıkları kocasının henüz kızlığını bozamadığını, bunun yerine birtakım sapık oyunlar oynadığını öğrendim. Cinsel konuda tam anlamıyla
bilgisiz olduğundan, bütün bu sapıklıklara doğal eşlik görevi diye katlanmıştı. Yukarda sözünü ettiğim ruhçözümeciyse «aman bu evlilik
yıkılmasınn. diyordu. Üç saat sonra, hasta beni bırakıp gitti, yüreğinin
daralması dayanılmaz hale gelmişti ve ruhçözümlemesini bir tavlama
girişimi gibi algılamaya başlamıştı. Ben bunu biliyordum, ama elimden
bir şey gelmezdi. Birkaç ay sonra canına kıydığını haber aldım. Bu türlü
«bilimsel tarafsızlık» boğulmakta olan insanlığın boynuna bağlanmış ağır bir taştır." Sy163”
Wilhelm Reich, Bedensel Boşalmanın İşlevi

“Doğal bir cinsel haz duyabildikleri an hastaların nefretinde azalma
görüldüğünü hesaba katmamak olanaksızdı. Bir saplantılı sinircenin
dönüşümce (hystérie) haline gelmesi hastanın duyduğu nefretin azal-
masına yol açıyordu. Eziyetçi sapıklıklar ya da sevişme sırasında kurulan eziyetçi düşler cinsel doyumun artmasıyla doğru orantılı olarak
azalıyordu. Bu gözlemler, daha başka şeyler yanında, cinsel çekim ve
doyumun azaldığı dönemlerde karı-koca arasında beliren çatışmaların
çoğalmasını da açıklıyordu. Aynı şekilde, daha doyurucu bir eş bulduğu
zaman kocanın kabalığının azalmasını açıklamamıza da izin veriyorlardı. Vahşi hayvanların davranışları konusunda soruşturmalar yaptım
ve karıları tok olduğu, cinsel gereksinimleri kaşılandığı zaman kimse-
ye zararları dokunmadığını öğrendim. Boğalar ineklere doğru götürü-
lürken tehlikeli, geri getirilirken kuzu gibiydiler. Cinsel doyum yasaklandığı için, köpekler zincire vuruldukları zaman tehlikeliydi. Böylece,
Sürüp giden bir cinsel doyumsuzluk çeken kişilerin acımasızlığı anla-
şılmış Oluyordu. Bu acımasızlık, örneğin, uçkuru sımsıkı bağlı, dediko-
ducu, ahlakçı kız kurularında açıkça görülür. (Yase notu:çevirmenin öküzlüğü, "cinsel etkinliği olmayan, kendini buna kapatan, ahlaksal yargılardan müzdarip, cinsel etkinliği olan insanları da bu yargılarla bütünleşik olumsuzlayan kadın" diyecek alt tarafı!) Buna karşılık, cinsel doyuma erebilen kişilerin yumuşaklık ve çelebiliği kör kör parmağını gözüne ortadadır. Cinsel doyuma erebilip de eziyetçi kişilik özellikleri taşıyan
bir tek insan tanımadım: eziyetçilik belirtileri gösterdikleri an, alıştıkları
cinsel doyumun engellendiğine kalıbınızı basabilirsiniz. Yaşdönümü evresindeki kadınların davranışları da aynı şeyi gösterir. Yaşdönümü
sırasında en küçük bir kezzaplık ya da akıldışı nefret belirtisi göstermeyen kadınlar vardır. Buna karşılık, kimileri aynı dönemde müthiş kötüleşirler. Bu iki kümenin birbirinden cinsel geçmişleriyle ayrıldıkları kolayca kanıtlanabilir. Ikinci kümeye, ömürleri boyunca doyurucu sevda ilişkisi yaşayamamış, şimdi _bilinçli ya da bilinçsiz olarak- buna yanan, tuttukları cinsel perhize ya da doyumsuz geçen yıllara bakıp acı çeken kadınlar girer. Nefret ve kıskançlıktan yola çıktıkları için her türlü ilerlemenin amansız düşmanı kesilirler. Çağımızdaki genel eziyetçi
yıkıcılık doğal sevisel yaşama vurulan amansız ketlerin sonucudur.
......

Üretken cinsel enerjiler doyumdan yoksun bırakıldıkları zaman nasıl
yıkıcı enerjiye dönüşürlerse, özgürlük ve doyum bulabildikleri anda işte
aynı biçimde yeniden üretken cinsel enerjiye dönüşebilirler.

Sy.143-144”
Wilhelm Reich, Bedensel Boşalmanın İşlevi

“Bilim tarihi uzun bir sürdürme ve geliştirme, biçimlendirme ve yeniden biçimlendirme, yaratma ve eleştirme, bir daha biçimlendirme, yeniden biçimlendirme ve yaratma zinciridir. Uzun, çetin bir yoldur bu, bugünse sözünü ettiğim bilim tarihinin daha başındayız. Arada bir sürü
büyük boşluğu olan bilim tarihi, topu topu iki bin yıllıktır. Yüzü ileriye dönüktür, ve temelinde, hiçbir zaman geriye gitmez. Yaşamın adımları
hızlanmakta, karmaşıklığı günden güne artmaktadır. Yaşamın kılavuzu
öteden beri bilim öncüsünün dürüst çalışması olagelmiştir, bundan sonra da yine o olacaktır. Beri yandan. bugün her şey yaşama düşman'dır.
Buysa bize bir görev yüklemektedir.”
Wilhelm Reich, Bedensel Boşalmanın İşlevi

“Ama Avrupa, özgürlüğe kavuşabilmek için harcadığı çabalarda ciddi bir hesap yanlışlığı yaptı. İnsandaki dirimsel işlevin yokedilmesinin binlerce yıldır canavarlaştırdığı ruhsal (zihinsel) yapıyı hesaba katmadı; insanların iliğine kemiğine işlemiş genel kusuru, kişilik sinircesini gözönünde bulundurmadı. Bu yüzden o korkunç ruhsal veba, yani insan kişiliğindeki akıldışı yanın olaylara egemen olması tek kişinin buyurgan
yönetimi biçimınde patlak verdi. O güne dek iyi aile eğitimi kılığı altında, yüzeysel bir kendine egemen olmayla dizginlenen güçler, özgürlük uğrunda savaşan yığınların elinde, eylem içerisinde kendilerine bir yol açtılar; ve bir de baktık toplama kampları, Yahudi kovalamacası, insan iffetliliğinin toz olup gitmesi, spor diye suçsuz insanları tarayan eziyetçi canavarların halkları kırıp geçirmesi ve ancak kaz adımıyla yürürken insanca yaşama duygusunun kalıntılarını hissedebilen robotlar kaplamış ortalığı; Devlet'in sözümona halkın çıkarlarını temsil ettiğini öne
sürdüğü yerlerde yığınların amansız kandırılışı, kimseden yardım istemeksizin, tam bir yasaya bağlılıkla bir düşünceye hizmet ettiklerine inanan on binlerce gencin harcanması; ufacık bir bölümü yeryüzündeki
yoksulluğu yoketmeye yetecek korkunç bir hazinenin, insan emeğinin
çarçur edilmesi; sözün kısası, bilgiyi ve emeği ellerinde tutanların hem kendi içlerinden, hem de dışlarındaki dünyadan, insan denen varlıkların
kişilik kapısı üzerinde serpilip gelişen ve adına «siyaset» denen toplu sinir hastalığını söküp atamamaları halinde, günün birinde yeniden
yaşanabilecek bir toplu çılgınlık nöbeti.
.......Freud'la yukarıda andığım tartışmaları yaptıgım yıllarda, 1928-1930 arasında, buyurgan yönetim (faşizm) konusunda en
küçük bir düşüncem yoktu. 1930-1933 arasında Almanya'da tanıdım
onu. İlk karşılaştığımda ne edeceğimi şaşırdım, hele şurasında burasında, bölük pörçük, Freud'la tartıştığımız konuyu bulunca, ağzım açık kaldı. Yavaş yavaş buyurgan yönetimin mantığını kavradım. Tartışmalarımız insanın ruhsal yapısının değerlendirilmesi, insanların mutluluk özleminin oynadığı rol ve toplumsal yaşamda akıldışı davranış ve
düşüncenin payı konusundaydı. Buyurgan yönetimde, toplumun ruhsal
hastalığı açık seçik ortaya çıktı.
.....
Buyurgan yönetim halkı büyük bir coşkuyla "aile"nin, "devlet"in ve "ulus"un aynı şey olduğuna inandırdığı için, halkın aile yapısı kolayca buyurgan ulusal yapıya uzatılabilirdi. Gerçi bu, gerçek ailenin sorunlarından ya da ulusun gerçek gereksinimlerinden bir tekine bile çözüm getirmiyordu, ama halk yığınlarının saplantılı aile içersindeki bağlarını "ulus" adı verilen çok daha geniş aileye aktarmalarına izin veriyordu."
sy.211”
Wilhelm Reich,Bedensel Boşalmanın İşlevi

“Şimdiye kadar dinî olan her şey olgulardan dolayı groteskleşti, ya da bunun tam tersi oldu. Belki de, şeylerin
bir araya gelmemesinin nedeni yaratıcı sürecin hiç sona ermemesi içindir. Tanrı fantastiktir; tüm bastırılmış ve
dilsiz kalmış duyarlılıklar konuşmak istiyor. Hep aynı seçenekler olmasına karşı inatla direniyoruz; dünya, bizim için kendisini dönüştürmek zorunda.”s.91”
Carl Einstein, Bebuquin

“Çağımızdaki genel eziyetçi
yıkıcılık doğal sevisel yaşama vurulan amansız ketlerin sonucudur.”
Wilhelm Reich, Bedensel Boşalmanın İşlevi

“Tanrım, bir şey söylememe izin ver,
Kendimden yaratıldım ben.
Bak bana, bir amacım ben; bırak kendi başıma bir şey yapayım, izin ver bir mucize gerçekleştireyim.
Ey, dönüşümün gecesi, bu bedeni unutabileceğim o yere ne zaman geleceksin, evet, onu fırlatıp atacağım ve o zaman şeylerin başka bir anlamı olacak; farklı olacaklar. Bağlantılar kendi kendilerine yetecek ve parçalar konuşmaya başlayacak. Asıl dönüşüm çözülmedir ve umarım benim de başlangıcım o olur."sy.98”
Carl Einstein, Bebuquin

"Kütüphanem bana okumuş olduğum değil, okumamış olduğum kitapları hatırlatır. Okunmamış her iyi kitabın yaşanmamış bir hayat, kaçırılmış bir fırsat gibi insana pişmanlık ve suçluluk veren bir yanı vardır."

Orhan Pamuk
Benim kitaplarım/Sema Aslan
kitabındaki röportajından


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
gazeteler gazeteler