photographer and swimmer unknown

düşünceler

Author: Yasemin Şahin /

Büyük düşünceler dolayısıyla aklını kaçırmış insanlar tanıyorum. Onlar için korkuyorum, çünkü çok düşünüyorlar. Ben çok düşünmüyorum. Ben deli değilim. Ben çok düşünen biriyim.



Ferit Edgü / Nijinski Öyküleri



anlamsız hissetmek ne iyi olurdu.

Author: Yasemin Şahin /



Çevremdekiler üzerimdeki siyah çıkmayan lekeleri görmeseler bile ben biliyorum ya, benim gibi bir suçlunun bu ardına kadar açık yüzlerin arasında yeri yok. Ah, şimdi bir ayağa kalksam boğulurcasına bana ait her şeyi haykırabilsem. İsterse sonra sonum gelse, bırak olsun! Ama bir an da olsa kendini çocukça mavi gökyüzü gibi arınmış ve anlamsız hissetmek ne iyi olurdu.


Biz / Yevgeni Zamyatin



İsyan

Author: Yasemin Şahin /






......
Bir komün, büyüyüp serpildiği ölçüde iktidarın onun varlığını hedef alan operasyonlarını fark etmeye başlar. İktidarın karşı saldırıları, önce bir kışkırtma ve yeniden kazanma; en son çare olarak da kaba kuvvet biçiminde olur. Komün için savunma, pratik ve teorik olduğu kadar kolektif bir gerçek de olmalı. Tutuklamaları engelleme, zorla çıkarma girişimlerine karşı hızla v kalabalık bir biçimde toplanabilme ve de içimizden biri için barınma sağlama önümüzdeki dönemde önem kazanan refleksler haline gelecek. Sürekli sıfırdan başlayarak kendimizi yeni baştan inşa edemeyiz. Baskıdan yakınmayı bırakıp onunla yüzleşmeye hazırlanalım.

 ...........

Her hareketin, davranışın, ilişkinin ve durumun altında bir hakikat yatar. Bu hakikati görmezden gelip durumu idare etmek, çağımızda pek çok insanın çıldırmasına neden olmuştur. Aslında her şey birbirine bağlıdır. Büyük bir yalanın içinde yaşıyor olmak hissi de hakikattir. Ama bu boş verip geçilemeyecek bir meseledir, hatta işe tam da oradan başlamak gerek. Hakikat, dünyayı görme biçimi değil, bizi indirgenemez bir biçimde dünyaya bağlayan şeydir. Biz hakikate tutunamayız ama o bizi taşır. Birey olarak beni yapar ve yıkar, birleştirir ve çözer; pek çok şeyle arama mesafe koyarken aynı deneyimi yaşayanlarla da yakınlaştırır. Hakikate bağlılığından dolayı yalıtılmış birey kendisi gibi birilerini bulmasının önüne geçilemez. Aslında, her isyan süreci vazgeçmeyi reddettiğimiz bir hakikatle başlar.


---------

Beklemekten vazgeçmek, şu ya da bu şekilde, isyan mantığına bürünmek demektir. Kapıldıkları dehşet nedeniyle liderlerimizin seslerinin titrediğini bir kez daha duymanın zamanı geldi. Çünkü yönetmek, kalabalığın seni ipe çekeceği anı bin bir hokkabazlıkla geciktirme çabasıdır; devletin bütün yapıp ettikleri, halkın üzerindekini kontrolü elden bırakmamaktan öte bir amaç taşımaz.


.............
Birbirinizi bulun.
Doğru olduğunu düşündüğünüz şeye dört elle sarılın.
İşe oradan başlayın.


.................
İnsan ve çevre varolduğu müddetçe polis ikisinin arasına girmeye devam edecektir.




Yaklaşan İsyan – Görünmez Komite 








Malina : istisnalar yok mu?
Ben : Var, bir tane.
Malina: Peki istisna nasıl oluyor?

Çok basit. Bunun için yapman gereken tek şey, örneğin rastgele birini olabildiğince mutsuz kılmak, bir budalalığı düzeltmek isteyen birine yardımcı olmamak. Birini gerçek anlamda bir mutsuzluğa sürüklediysen eğer, o zaman o da seni düşünecektir. Genelde ise erkeklerin çoğu kadınları mutsuz kılar ve burada bir karşılıklılık yoktur, çünkü başımıza gelen, doğal bir yıkımdır, erkeklerin hastalığından kaynaklanan, engellenmesi olanaksız bir yıkım; kadınlar, erkekler yüzünden bu denli düşünmek, ve daha henüz öğrenmişken, öğrendiklerini değiştirmek zorundadırlar, çünkü kişi hep birini düşünmek zorunda kalırsa, o zaman gerçek anlamda mutsuz olur. Üstelik mutsuzluk zamanla iki katına, üç katına, yüz katına çıkar. Mutsuzluktan kaçmak isteyenin yapması gereken tek şey, her defasında birkaç gün sonra son vermektir. Eğer biri sizi gerçek anlamda mutsuz kılmamışsa, o zaman mutsuzluk duymak, o kişinin arkasından ağlamak olanaksızdır. Kimse aradan birkaç saat geçtikten sonra en genç ya da en yakışıklı erkeğin, en iyi ya da en akıllı erkeğin arkasından ağlamaz. Ama tam bir gevezeyle, budalalığı tartışma götürmez biriyle, en tuhaf alışkanlıkların tutsağı olan, iğrenç bir karaktersizle geçirilen altı ay, gerçekten güçlü ve akıllı kadınları bile sarsıntılara sürüklemiş, intihara değin götürmüştür…



Malina / İngeborg Bachmann


Kitaplar mı?

Author: Yasemin Şahin /



Kitaplar mı? Evet, çok okurum, hep çok okudum. Hayır birbirimizi anlıyor muyuz, bilmiyorum. En sevdiğim şey, yere uzanıp okumaktır, yatakta okumayı da severim, hemen her şeyi bir yere uzanır, öyle okurum, hayır, kitaplar değil bu işi yaparken önemli olan, her şeyden önce okuma eyleminin kendisi önemli benim için, beyaz bir kağıtta bir şeylerin yazılı olması, harfler, heceler, satırlar, insanla ilintisini kuramadığım o saptamalar, göstergeler, belirlemeler, insandan gelen, anlatımların kalıbı içersinde donup kalmış çılgınlık. İnanın bana, bir çılgınlıktır anlatım, bizim kendi çılgınlığımızdan kaynaklanan bir çılgınlık. Sonra, sayfaların çevrilmesi de önemli, bir sayfadan ötekine koşmak, kaçmak, çılgınca ve artık pıhtılaşmış bir akıntıyı yaratmış olanlarla suçu paylaşmak; sonra, bir tümcenin bir öteki dizeye atlamasındaki sinsilik, yaşamın tek bir tümceyle güvence altına alınması, buna karşılık tümcelerin de yaşamda güvenceye kavuşmaları, evet, bunlar da söz konusu. Aslında kötü alışkanlıktır okumak, öteki bütün kötü alışkanlıkların yerini tutabilecek ya da onların yerine herkesi daha bir yoğun biçimde yaşamaya itebilecek bir alışkanlıktır, delicesine bir yaşam biçimidir, insanı yiyip bitiren bir tutkudur. Hayır, uyuşturucu kullanmıyorum, aralarında özellikle yeğlediklerim de var doğal olarak, pek çok kitap da var ki bana yaramıyor, bazılarını yalnız öğleden önce bazılarını da yalnız geceleri kullanıyorum, elimden hiç bırakmadığım kitaplar da var, evin içinde onlarla birlikte dolanıyorum, onları oturma odasından mutfağa götürüyorum, koridorda ayakta dururken okuyorum, nerede kaldığımı belli edecek bir işaret koymam, okurken dudaklarımı oynatmam, çok iyi okumayı erken öğrenmiştim, yöntemini anımsamıyorum şimdi, ama bir vaktiniz olduğunda bu yöntemin peşine düşmenizi tavsiye derim, taşradaki ilkokullarımızda sanırım çok iyi uygulanmakta, en azından eskiden, ben oralarda okumayı öğrendiğim sıralarda çok iyiydi. 


Malina / Ingeborg Bachmann


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
gazeteler gazeteler