Radiohead - Lotus Flower

Author: Yasemin Şahin /

"Her şey naylondandı o kadar"

Author: Yasemin Şahin /





fotoğraflar: Mart 2011 - Ankara / Metro - 00.00 suları- Y. Şahin




Geyikli Gece / Turgut Uyar

Halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta
Her şey naylondandı o kadar
Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.
Ama geyikli geceyi bulmadan önce
Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk

Geyikli geceyi hep bilmelisiniz
Yeşil ve yabani uzak ormanlarda
Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
Hepimizi vakitten kurtaracak

Bir yandan toprağı sürdük
Bir yandan kaybolduk
Gladyatörlerden ve dişlilerden
Ve büyük şehirlerden
Gizleyerek yahut döğüşerek
Geyikli geceyi kurtardık

Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza
Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
Bilir bilmez geyikli gece yüzünden

"Geyikli gecenin arkası ağaç
Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
Çatal boynuzlarında soğuk ayışığı"
İster istemez aşkları hatırlatır
Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
Şimdi de var biliyorum
Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli

Hiçbir şey umurumda değil diyorum
Aşktan ve umuttan başka
Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor

Biliyorum gemiler götüremez
Neonlar ve teoriler ısıtamaz yanını yöresini
Örneğin Manastır'da oturur içerdik iki kişi
Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
Koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi
Geyikli gecenin karanlığında

Aldatıldığımız önemli değildi yoksa
Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
Gümüş semaverleri ve eski şeyleri
Salt yadsımak için sevmiyorduk
Kötüydük de ondan mi diyeceksiniz
Ne iyiydik ne kötüydük
Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
Başta ve sonda ayrı ayrı olduğumuzdandı

Ama ne varsa geyikli gecede idi
Bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
Büyük otellerin önünde garipsiyorduk
Çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
Yahut bir adam bıçaklasak
Yahut sokaklara tükürsek
Ama en iyisi çeker giderdik
Gider geyikli gecede uyurduk

"Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
İmdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
Sultan hançerleri gibi ayışığında
Bir yanında üstüste üstüste kayalar
Öbür yanında ben"
Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
Eskimiş şeylerle avunamıyoruz
Domino taşları ve soğuk ikindiler
Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
Gölgemiz tortop ayakucumuzda
Sevinsek de sonunu biliyoruz
Borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum
İkramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
İyice kurulamıyorum saçlarını
Bir bardak şarabı kendim için içiyorum
"Halbuki geyikli gece ormanda
Keskin mavi ve hışırtılı
Geyikli geceye geçiyorum"

Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.

Düşünkara müzik

Author: Yasemin Şahin /


Düşünkara Film gösterimleri 45. ye ulaşmışken bir de müzik buluşması gerçekleştirildi.
Bu buluşmanın playlist'ini Emre Şahin / Spike Spiegel hazırladı.

Playlist burada, burada ve burada.



Düşünkara'nın 12. sayısında yer alan "Müzik" temalı çizimleri:









milena

Author: Yasemin Şahin /


"Yanımda yürüyordun Milena.
Düşünsene, yanımda yürümüştün."
Franz Kafka

ŞALALALALALALAAA

Author: Yasemin Şahin /




Büyük Ev Ablukada - Tayyar Ahmet'in Sonsuz Sayılı Günleri

Çaldı saat kaç ölmedi
Kaldı ağrısı başında
O an tayyar bizi sevmedi.
Ee acık haklı esasında.

Tophanede bir evde
Uyandı tayyar ahmet
Yanında meçhul abla
Garabet mi garabet.

Dayadı ağzını musluğa 
Yabancıyım buraya bu kusmuğa
Dedi
"Kuyuya düşmüş it gibi
telaşlı aptal bitkinim
ama yine gelir beni bulur bu kafa.
moruk, yok böyle bi sinema."

Çıktı hatunu uyandırmadan
Şekilli otomat yandı basmadan.

Bak bu asansör türk
Bak bu asansör türk
Dura bas kalalım arada derede arada

Bak bu asansör türk.
Tayyar ahmet.
Bak bu asansör türk
Dura bas kalalım arada derede arada
İnecem ben burda.

Vurdu yola tayyar ahmet.
Kırdı dümeni beyoğluna.
Tekimiz bok hepimiz çok diye
Selam verdi elin oğluna.
Yolda burda bi yerde.
Aklı rakıda ciğerde.
Cuma günü içmez amma.
Daha ilerde illallah.

Dön evine tayyar karın bekler.
Niye diye sormaz,
Hazır yemekler.

Ye yemeyi bak televizyona.
Bire bas bakalım falana filana yalana dolana.

Hepimizden biri tayyar ahmet.

[rakı ver masaya mualla
yağ gibiymiş mübarek
göremez bilemez bu masa
nerede durduğunu 
apartman boşluğuna
bir aile kurduğunu]



"ŞALALALALALALAAA''


ya da ruhumuz bile fanzinleşti fotokopiye mi ihtiyaç duymuyoruz?

Author: Yasemin Şahin /

"haziran 2011'e kadar 16 sayı çıkardık. 17. sayı godot'yu bekliyor..."








izlediğim filmlerin bazılarını yeniden izlemek değil, ilk kez izlemek istiyorum,
na'pcaz?



tamam?

Author: Yasemin Şahin /

eskiden zeki demirkubuz'dan nefret ediyor olduğumu söylediğim herkes bi unutsun söylediklerimi. 
tamam.




Her Richard Brautigan kitabı bir Wim Wenders filmi tadında.

Author: Yasemin Şahin /

Her Richard Brautigan kitabı bir Wim Wenders filmi tadında.

[Sonrasında asla özlemiyorsun, hatta anlatamıyorsun, anlatacak kelime bulamıyorsun, anlatınca anlamsızlaştığını düşünüyorsun, saçmaladığını hissediyorsun; ama izlerken / okurken inanılmaz bir tad alıyorsun.]


 Richard Brautigan

Wim Wenders

Richard Brautigan / Kürtaj : Tarihi Bir Aşk romanı, 1966

Author: Yasemin Şahin /

"Çok sade," demişti. "Fazla bir şeyim yok. Tüm eşyam şundan ibaret; kitaplıkta birkaç kitap, beyaz bir halı, halının üstünde küçük bir mermer masa ve pikabım için bir plak: Beatles, Bach, Rolling Stones, Byrds, Vivaldi, Wanda Landowska, Johnny Cash. Beatnik değilim. Yalnızca bedenimin sonsuza dek ihtiyacım olandan çok daha fazlasına sahip olduğunu düşündüğümden diğer şeylerin sade ve basit olmasını istedim."





Richard Brautigan


Kürtaj : Tarihi Bir Aşk romanı, 1966


Altıkırkbeş Yayınları / Nisan 2012 : 2. bs. 






Romanda geçen "Kütüphane" fikri ise hayata geçirilmiş.

detaylar : Brautigan Kütüphanesi: John F. Barber


Sıradışı bir kütüphane fikrinin doğduğu roman: Kürtaj

Richard Brautigan’ın 1971 yılında yayınlanan “Kürtaj” romanı, raflarında yalnızca, içerik ya da yazın düzeyinden bağımsız olarak, kendi hikayelerini anlatmak isteyen sıradan insanlar tarafından yazılmış tek kopyalık romanları toplayan sıradışı bir kütüphanede geçer.

Brautigan’ın düşsel kütüphanesi, romanın anlatıcısı kütüphane görevlisi tarafından, “deprem sonrası sarı tuğlalı San Francisco mimarisi tarzında inşa edilmiş, 3150 Sacramento Caddesi, San Francisco, California 94115 adresinde yer alan ve postayla gönderilen kitapları asla kabul etmeyen” bir yer olarak tanımlanır. Kütüphanenin temel kurallarından biri olarak, kitapların bizzat yazarları tarafından teslim edilmesi gerekmektedir. “Kütüphane, Clay Caddesi’nden Sacramento Caddesi’ne kadar uzanan eğimli bir arazi üzerine inşa edilmiş. Bu arazinin yalnızca küçük bir kısmını kullanıyoruz. Geri kalan kısım otlarla, çalılarla, çiçeklerle, boş şarap şişeleriyle ve sevgililerin buluşma yerleriyle kaplı . . . Kitap raflarının yukarısında yüksek kemerli pencereler ve dallarını cama yapıştırarak yayılmış, kule gibi uzanan iki ağaç var.”

Ayrıksı birinci tekil şahısların bakış açısıyla anlatılan Brautigan eserleri, hem otobiyografik hem de alışılmadık, tuhaf anlatılar olmasının yanında, kolay okunur bir düzyazı tarzına sahiptir. Episodik anlatım yapısı, Brautigan’ın benzersiz imgelemine, detaylı gözlem-metaforlarına, incelmiş bir mizah ve yergilere dayanan, görünüşte basit/çocuksu bir üslupla aktarılan, sıradışı ama oldukça da canlı görüntülerden oluşmaktadır. Yukarıdaki kütüphane betimlemeleri de, kendine özgü bir imgelem ve kurguya sahip olan Brautigan’ın roman, hikaye ve şiirlerinde yarattığı dünyanın tipik bir örneği olarak düşünülebilir.



Brautigan düşsel kütüphanesini kurgularken, 1921 yılında Sacramento Caddesi’nde, tam olarak romanda verilen adreste açılan Presidio Kütüphanesi’ni temel almıştır. San Francisco Halk Kütüphane Sistemi’nin diğer binalarından Mission, Chinatown ve Sunset kütüphanelerinin yanı sıra, Golden Gate ve Warfield tiyatrolarında da imzası bulunan mimar G. Albert Landsburgh tarafından tasarlanan Presidio, Andrew Carnegie’nin bağışladığı 83 bin dolarlık fonla hayata geçirilmiş;  kütüphane arazisinin peyzaj düzenlemesi ise Golden Gate Park’ın mimarı John McLaren tarafından gerçekleştirilmiştir.

Sonuç, kütüphaneci/anlatıcıya göre, “güzel, mükemmel zamanlanmış, konforlu ve Amerikan” bir kütüphanedir. “Kütüphanenin varoluş nedeni bu türden bir yere duyulan aşırı gereksinim ve talepten kaynaklanıyor.” Brautigan’ın kütüphanesinin tek bir amacı vardır: yazarları tarafından teslim edilen manuskriptler için arşiv görevi görmek.

Kütüphanenin tam zamanlı memuru, romanın anlatıcısı, bu görevle kütüphanede yaşar ve her an kitap kabul etmek için hazır olmalıdır. “Kitaplar daha çok akşamları, karanlık bastırırken ve sabahın erken saatlerinde getiriliyor. Onları karşılamak için her zaman burada olmak zorundayım. Benim işim bu.”

Anlatıcının bu görevi almasının nedeni, o esnada “Amerika’da bu işin üstesinden gelebilecek” tek kişinin kendisi olduğuna inanmasıdır. “Otuz bir yaşındayım ve hayatımda hiç resmi kütüphanecilik eğitimi almadım. İşleri yürütebilmek için, bu kütüphaneye uygun düşen farklı bir eğitimden geçtim. İnsanları anlama yeteneğim var ve yaptığım işi seviyorum.”

Anlatıcı, pek çok görevlinin gelip geçtiği kütüphanenin tarihine dair üstünkörü bilgilere sahiptir:
“Buradaki görev oldukça hızlı el değiştiriyor. Yanılmıyorsam ben 35 ya da 36. kütüphane görevlisiyim . . . Kütüphane San Francisco’ya taşınmadan önce bir süre Saint Louis’de, daha sonra da uzun bir zaman New York’ta hizmet verdi. Bir yerlerde bir sürü Felemenkçe kitap olmalı . . . Kitapların kütüphaneye girişini kaydettiğimiz defterlerin hepsini burada tutuyoruz ama kitapların çoğu, Kuzey California’da depo olarak kullandığımız, herhangi bir sızıntıya meydan vermeyecek şekilde yalıtılmış mağaralarda bulunuyor.”


Kütüphaneye teslim edilen kitapların bir daha bulunması da kolay değildir. “Kitaplarla ilişkiyi koparmamak için Dewey’in ondalık sınıflandırma yöntemine veya herhangi bir indeks sistemine başvurmayız. Kütüphaneye girişlerini Kayıt Defteri’ne kaydeder ve kitabı, kütüphanede istediği yere yerleştirmekte özgür olan yazarına geri veririz.”

Bu tek kopyalık kitaplara ve kütüphanecinin kayıt defterine girdiği kişisel yorumlarına birkaç örnek vermek gerekirse: S. M. Justice, Deri Giysiler ve İnsanlığın Tarihi (Kitap bütünüyle deri). Saygıdeğer Lincoln Lincoln, Stereo ve Tanrı (Yazar, Tanrı’nın gözünün stereofonik fonograflarımızın üstünde olduğunu söyledi). Clinton York, Nebraska Tarihi (Yazar Nebraska’da hiç bulunmadığını ama bu eyaletle her zaman yakından ilgilendiğini söyledi) ve James Fallon, Dostoyevski’nin Mutfağı (Yazar bunun Dostoyevski romanlarında bulduğu yemek tariflerini içeren bir kitap olduğunu söyledi).”

Kütüphanecinin cüzi maaşı ve diğer masraflar, Sonsuz Amerikan vs (The American Forever, Etc) isimli esrarengiz bir hayır kurumu tarafından karşılanmaktadır. Kütüphaneci, anlatıcı, isimsiz genç adam, belirsiz bir kurum tarafından desteklenen, türünün tek örneği bu kütüphanedeki sıradışı görevini yerine getirmek için bir münzevi hayatı sürer. Bu yalnız ve sakin bir hayattır. Ta ki bir gece Vida adındaki genç bir kadın kitabını bırakmak için kütüphaneye gelene dek. Bundan sonrası Tijuana’ya uzanan bir yolculuktur.





Vermont: birinci deney

Brautigan’ın kurgu kütüphanesinden esinlenerek benzer bir projeyi hayata geçiren ilk kişi, Vermont sanat sahnesinden aldığı destekle, 21 Nisan 1990 tarihinde, Burlington’da küçük bir okuma odasını manuskript kütüphanesine dönüştüren Todd R. Lockwood oldu. Lockwood, Brautigan’ın düşüncesine katılıyordu: “En basit şekliyle, böyle bir kütüphanenin olması gerekiyordu.”

Brautigan’ın orijinal fikrini hayata geçiren bu kütüphane, tıpkı romanda olduğu gibi, kendi hikayelerini anlatmak isteyen yazarların manuskriptlerini kabul ediyordu. Ne içerik ne de edebi değer kriter olarak alınıyordu; gelen kitaplar üzerine herhangi bir yargıda bulunulmuyordu. Tek şart, kütüphaneye verildiği tarihte manuskriptin yayınlanmamış olmasıydı. Bu durum kütüphanenin sıklıkla gelenseksel edebiyat ve yayın dünyasıyla zıt düşmesine neden olsa da, Brautigan Kütüphanesi, her şeyin ötesinde, bir deneydi. Özellikle de kitaplarını kütüphaneye getiren yazarlar için anlamı olan bir deney.

Kütüphaneye dünyanın dört bir yanından 400 kadar manuskript geldi. Her kesimden insan roman, şiir ve hikaye dosyalarını bırakmıştı; bazıları kütüphaneye getirdikleri eserlerinin bir yayıncının dikkatini çekmesi beklentisinde olsa da, dosya sahiplerinin çoğu için yazılarını sunabilecekleri, halka açık bir rafta yer almanın memnuniyeti yeterliydi.

“Kürtaj”daki kütüphanenin aksine, Vermont’da kütüphaneye teslim edilen manuskriptlerin tamamı okumaya açık durumdaydı. Lockwood, kütüphaneyi ziyaret eden herkesi koleksiyondaki kitapları ellerine almaları ve okumaları yönünde teşvik ediyordu.  Bir diğer farklılık ise, 1876 yılında Melvil Dewey tarafından geliştirilen Dewey Ondalık Sınıflandırma’nın ardından yaratılan ilk kütüphane kataloglama sistemi, Mayonez Sistemi’ydi. Mayonez Sistemi kitapları konularına ve kütüphaneye teslim tarihine göre sınıflandırıyordu.  Kategoriler Aile, Doğal Dünya, Maneviyat, Aşk, Mizah, Gelecek, Macera, Sokak Hayatı, Savaş ve Barış, Sosyal/Politik/Kültürel, Hayatın Anlamı, Şiir ve Diğer Her Şey’di. Kütüphane raflarında kategoriler mayonez kavanozlarıyla ayrılıyordu. Bu nedenle, yazarların kitaplarını canlarının istediği yere koydukları “Kürtaj”da tercih edilen yöntemin aksine, Vermont’daki Brautigan Kütüphanesi’ne getirilen kitaplar Mayonez Sistemi’ne göre raflara yerleştiriliyordu. Bu sistem adını ise, Brautigan’ın 1967 tarihli “Amerika’da Alabalık Avı” romanının kapanış bölümü “Mayonez Bölümü”nden alıyordu. “İnsani bir ihtiyaçtan dolayı, her zaman Mayonez kelimesiyle biten bir kitap yazmak istedim.”

Brautigan Kütüphanesi’nde Burlington bölgesinde yaşayan 100’e yakın gönüllü, kütüphane görevlisi ya da kurul üyesi olarak görev yaptı. Kütüphane işlerinin yanında, kermes türü organizasyonlarla harcamalar için para toplanmasına yardımcı olan bu insanlar, aynı zamanda Brautigan’ın doğumgünü olan 30 Ocak gününü, Yayınlanmamış Yazarlar Günü olarak kutlamaya başladı.

Burlington-Vermont deneyi, gizli bir milyoner tarafından desteklenen “Kürtaj”daki kütüphanenin aksine,1995 yılında giderlerin artması ve temel fonksiyonlarda görev alacak gönüllü sayısının azalması ile ciddi engellerle karşı karşıya kaldı. En sonunda kendisine yeni bir mekan aramak durumunda kalan Brautigan Kütüphanesi, 325 kitaplık koleksiyonunun gösterilmesi için ayrı bir alanın açıldığı Fletcher Kütüphanesi’ne taşınarak, sürekli evrilen canlı yapısını terkedip, sabit bir sergiye dönüştü.

Vermont’daki ilk Brautigan Kütüphanesi’nin resmi kapanışı 2006’da oldu. Kitaplar, belgeler ve bu benzersiz deneyle ilintili diğer her şey, “herhangi bir sızıntıya meydan vermeyecek şekilde yalıtılmış mağaralarda” olmasa da, Lockwood’un bodrumunda korumaya alındı. Kendi hikayelerini anlatmak isteyen yazarların yayınlanmamış eserlerini kabul edip paylaşıma açan Brautigan Kütüphanesi, tarih olmuştu.




Vancouver’da ikinci şans

Ancak bu durum uzun sürmedi. Vermont’da açılan ilk Brautigan Kütüphanesi’nin koleksiyonunda yer alan manuskriptler artık Clark County Tarih Müzesi’nde. Müze direktörü Susan Tissot, Brautigan’ın kızı Ianthe Brautigan ve Todd Lockwood’la iki yıla yayılan bir süreçte sürdürdüğümüz müzakerelerin ardından, Brautigan Kütüphanesi’nin, Washington State Üniversitesi Yaratıcı Medya & Dijital Kültür Programı (CMDC) ile Clark County Tarih Müzesi arasındaki işbirliği zemininde, kalıcı, interaktif bir koleksiyon/enstalasyon olarak yeniden açılmasına karar verildi. Ve 2010 sonbaharında kapılarını ziyaretçilere açan kütüphane, görevini yerine getirmek için ikinci bir şans elde etmiş oldu.

Bu süreçte birçok kişi, müze direktörü Susan Tissot’a bu kütüphanenin açılmasını neden bu kadar önemsediğini sormuş. Tissot bunu soranlara, Brautigan’ın buranın çocuğu olduğunu ve Kütüphane’nin Kuzeybatı Pasifik’in kültürel tarihini toplama, koruma ve yorumlama imkanını tanıyacağını söylüyor.

San Francisco’yla özdeşleşmiş figürlerden biri olduğundan, Brautigan’ın aslında Washington’un yerlisi olduğu pek bilinmemektedir. Oysa 1935 yılında Tacoma’da doğan Brautigan, yazarlık kariyerine adım atacağı San Francisco öncesinde yirmi bir yaşına kadar Washington’da yaşamıştır. Dahası, ilk yazıları da Portland ve Oregon’da yayınlanmıştır. Bu yazılar ağırlıkla günlerini avlanarak ve balık tutarak geçirirken, bir yandan da Kuzeybatı Pasifik’deki hayatı gözlemleyen bir gencin hikayeleridir. Bununla birlikte, ilerleyen yıllarda elde ettiği uluslararası başarılara rağmen, bugüne dek hiçbir Washington kenti Brautigan eserlerine hak ettiği değeri göstermemiş ya da dileyen herkesin kitabını bırakabileceği demokratik bir kütüphane yaratma fikrini gerçekleştirmeye yönelmemiştir.

Brautigan’ın düşsel kütüphanesinin, ülkenin dört bir yanına halk kütüpheneleri kurulmasını sağlayan Andrew Carnegie’nin vizyonuyla uyum içinde olduğu düşünülebilir. Bir Carnegie kütüphanesinde, insanlar canlarının istediği gibi rafları karıştırabilir, ne okumak istiyorlarsa onu seçebilirler. Clark County Tarih Müzesi de aslında, 1909 yılında Carnegie tarafından yaptırılan Vancouver’ın ilk kütüphanesidir ve Brautigan’ın düşsel kütüphanesi ile, tuğla bir bina olması, kütüphane kapısına çıkan merdivenler ve yüksek-kemerli pencereler gibi birçok benzer tasarım detayına sahiptir.

“Brautigan Kütüphanesi’ne yönelik hem uluslararası hem de yerel düzeyde ilgi var,” diyor Tissot. “CMDC Programı ile sürdürdüğümüz işbirliğinin yanında, diğer kuruluşlarla gerçekleştirilecek ortak çalışmalarla, Brautigan Kütüphanesi’nde araştırma faaliyetleri, konferanslar, sergiler düzenlemeyi planlıyoruz.”

Ianthe Brautigan için, Brautigan Kütüphanesi’nin vizyonu demokratik bir temele dayanıyor. “Babam gibi ben de, ‘kalitesi’ ne olursa olsun, her kitabın bir evi olması gerektiğine inanıyorum. Dileyen herkesin yaşadığı topluma (ve elbette dünyaya) yazılı formda katkıda bulunabilmesi gerekiyor. Zenginle fakir arasındaki fark her geçen gün daha da açılırken, yeterli imkanı olmayan insanların sanat ve edebiyat dünyasına katkıda bulunabilmesi de zorlaşıyor. Babamın genç bir adamken birkaç kez şok tedavisine sokulmasının nedeni, Oregon Eyalet Hastanesi’ndeki doktorlara bir gün ünlü bir yazar olacağını söyleyip durmasıydı. İşçi sınıfından geldiğinden dolayı, doktorlar onda bir şeylerin yanlış olduğunu düşünmüştü. Ancak bu türden bir kütüphane sayesinde, her konumdan insan kendi kitabını (dünyaya kendi katkısını) ortaya çıkarabilecek. Dünyayı böylesine ilham verici bir yer yapan, sayfalardaki seslerimizdir. Bu kütüphane de demokratik ve büyülü bir şeyin karşılığı.”

Todd Lockwood ise, Brautigan Kütüphanesi’nin geleceğinin, bu kütüphaneyi hayatta tutmaya yönelik arzuya ve bu arzuyu gerçekleştirecek insan kaynaklarına bağlı olduğunu belirtiyor. “Kütüphanenin Vermont’da olduğu dönemde, her yerden ziyaretçilerimiz oluyordu. İnsanlar kitaplara dokunmak, böyle bir yerin gerçekten varolduğunu kendi gözleriyle görmek istiyorlardı. Onlar için özel bir deneyimdi. Bugün kütüphanenin, arkasına alacağı bir enerji dalgasıyla, bir kez daha doğması mümkün. Kütüphane yeni formatında, bir önceki hayatında işe yarayan yöntemlerle, iletişim, tanıtım ve dağıtıma yönelik yeni, daha etkili yaklaşımları bir araya getirebilir. Fiziksel bir mekanın yanında iyi bir internet sitesinin de eklenmesiyle çok güçlü bir birleşim yaratılabilir.”

Brautigan Kütüphanesi’nin geleceği

Brautigan Kütüphanesi’nin geleceğine yönelik planlardan konuşacak olursak, elbette öncelikli amaç, kendi hikayelerini yazan yayınlanmamış yazarların kitapları için her zaman bir yerin olmasını sağlamak. Kütüphaneye teslim edilen herhangi bir eserin bir yayıncı tarafından yayınlanması her zaman ihtimal dahilinde olsa da, asıl odaklanılan nokta, insanlara kendi hayatlarını kaydetme ve anma imkanının tanınması ve herkesin faydalanabilmesi için bu anlatıların daha geniş kitlelere ulaştırılması.

Diğer bir önemli nokta, yakın gelecekte Brautigan Kütüphanesi’ne kitap teslimlerinin dijital formata dönüştürülmesi ve böylelikle, hem fiziksel arşiv alan sıkıntısının önüne geçilmesi hem de kütüphanede yer alan kişisel anlatıların daha geniş bir okuyucu kitlesiyle, daha kolay ve pratik bir şekilde paylaşıma sokulması. Ayrıca yazılı eserlerin yanında multimedya ses ve video dosyalarının kütüphaneye kabul edilmesi, kütüphanenin internet sitesinin okuyucuları ilgilendikleri konularda daha hızlı bir şekilde yönlendirebilmesi ve Washington Eyalet Üniversitesi CMDC

Programı’nda kütüphaneye yönelik staj ve çalışma imkanlarının yaratılması da planların arasında.
Kütüphanenin geleceğinde, içinde bulunduğu toplumla ilişkisi de mühim bir rol oynayacak. Vancouver bir sanat kenti olduğundan, kütüphane sayesinde bu kentte edebiyat öne çıkarılabilir ve hatta Vermont’daki ilk kütüphanenin başlattığı 30 Ocak Yayınlanmamış Yazarlar Günü bir kez daha canlandırılarak hem yerel hem de uluslararası alanda yayınlanmamış yazarlardan kütüphaneye katkıda bulunmaları sağlanabilir; her yıl manuskriptlerden oluşan bir seçki yayınlanabilir. Manuskriptlerin iletişim kanallarına paylaşımı ile hem kütüphaneye hem de Vancouver’a olan ilginin artması sağlanabilir. Gelecekte hayata geçirilmesi muhtemel etkinliklerden biri de Brautigan üzerine odaklanmış, her yıl gerçekleştirilecek bir konferans. Bugüne dek, Richard Brautigan’ın hayatı ve eserleri üzerine düzenlenecek bir etkinlik için Vancouver’da buluşma fikri birçok kişi tarafından desteklendi.



Brautigan Kütüphanesi ve bu kütüphanenin yeniden canlandırılmasını sağlayan CMDC Programı ile Tarih Müzesi arasındaki işbirliği, araştırmacılar, akademisyenler ve Brautigan’ın eserleriyle ilgilenen diğer kişilerden de faydalanabilir. Birleşik Devletler’de çok ciddi sosyal kırılmaların yaşandığı, “Altmışlar” denilen dönem bir araştırma konusu olarak her geçen gün daha fazla akademisyen ve eleştirmeni kendisine çekerken, bu dönemin ruhunu en iyi anlatan yazarlardan biri olarak görülen Brautigan’a daha fazla ilgi çekilebilir. Dahası, bu ilginin yoğunlaştığı nokta Brautigan Kütüphanesi olacağından, gelecekte kütüphane koleksiyonu genişleyerek yalnızca yayınlanmamış manuskriptlerin oluşturduğu bir arşivden daha fazlasına dönüşebilir.

Bütün bu planlar ve süren çalışmalarımız, Brautigan Kütüphanesi’ni heyecan ve ümit verici bir geleceğe yönlendiriyor. Bir romandan doğan bu sıradışı kütüphane insanların kendi hayatlarının, rüyalarının, amaçlarının, geleceğe yönelik düşüncelerinin belgelenerek korunmasını sağlıyor. İnsanların kendi varoluşlarının dünya yüzeyinden silinmemesi için çalışması tuhaf bir arzu da değil: bunu çocuklarımızda, inşa ettiğimiz binalarda, diktiğimiz heykellerde ve bugünün insanları olarak geleceğe bıraktığımız diğer her şeyde görebiliriz.



Brautigan Kütüphanesi, geleceğe yönelik planların geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi amacıyla içinde bulunduğu toplumu da sürece katabilecek bir deney. Dahası, kapılarını kütüphaneye açan Clark County Tarih Müzesi ve elindeki tüm imkanlarla destek sağlayan CMDC Programı’nın işbirliğiyle, bu deneyin devam etmemesi için hiçbir neden yok. Zaman içinde bu işbirliğine yeni partilerin katılması da olası. Dünyanın dört bir yanındaki yazar ve sanatçılardan CMDC Programı öğrencilerine kadar birçok farklı topluluk Brautigan Kütüphanesi’ni geleceğe taşıyabilir. Zaten planlanan festival ve konferansların önemli amaçlarından biri de bu işbirliğini genişletmek ve güçlendirmek.

Son olarak, sesimizin çoğu zaman ve durumda devletlerin, hükümetlerin, kurumların ve şirketlerin yaygarasında kaybolup gittiği günümüzde, bireyselliğin korunmasına yönelik bir metodoloji olarak doğan Brautigan Kütüphanesi, toplumumuzun üzerinde yükseldiği asıl temelin bireysel hayatlar olduğunu bir kez daha bizlere hatırlatabilir. İnsanların kendi hayatlarını ortaya koymalarına, düşüncelerini ifade etmelerine, duygularını, hayallerini ve amaçlarını diğerleriyle paylaşmalarına imkan tanıyarak, çok daha zengin ve üretken bir geleceğe yönelik umutlarımızı da güçlendirebiliriz. Farklı dünya görüşlerinin ifade edilmesini sağlayacak imkanların arttırılması sayesinde, düşünce ve fiillerimizin birbirine bağlılığının sorumluluğu ve farkındalığı ile, küresel ölçekte düşünebilir ve yerel düzlemde hayatlarımızı daha iyi bir noktaya çekebiliriz ● (http://www.thebrautiganlibrary.org/)



-yazı ziriab mobile sitesinden alınmıştır.

-brautigan library facebook 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
gazeteler gazeteler