"Mükemmel bir gün" ama bugünü yaşamaya bile "bir ömür yetmez".


.........bu gece Ferzan Özpetek gecesi.




“- Seninle kendimi neredeyse insan gibi hissediyorum.

- Neredeyse?

- Abartmaya gerek yok.”




Allegro(2005) / Christoffer Boe





Her şeyin tersini taşıyor yüzü -sanki - Ve taşırıyor

Author: Yasemin Şahin /





CEMAL'İN İÇ KONUŞMALARI / III

Ben mi konuşuyorum - Cemal mi -
Tanrının taşları mı konuşan
Birbirine geçmiş sımsıkı
Yollar boyunca uzayan uzayan.

Kurtuluş'tan çok uzaklardayım
Birbirimizden çok uzaklardayız
Çok yakınız birbirimize - tekdüze günler -
Ester parmaklarını geçirmiş kalbine
Yeşim taşlı iğnesini yoklar gibi
- Sıkıştırılmış bir sandviç sesi -
Sürekli anneme bakıyor
Annemse bir elinde rakı kadehi
Ötekinde kağıtlar
Oyun kağıtları
Teyzeme bakıyor sürekli
Teyzemse yaratılmakta olan bir anıya benziyor
Bakışları anlamsız
Gölgeli
Kendinde bakıyor olmalı
Ne tuhaf, herkes bir yerlere bakıyor
Hiç kımıldamadan
Bir ışık paçası düşüyor annemin yüzüne
Arada kovmak için elini sallıyor yalnız
- Dalgınlık, başka değil -
Neyi bitiriyoruz, neyi başlatıyoruz
Neyi bekliyoruz, bilmem ki
Kapı mı çalınıyor ne - gidip açıyorum -
Kimse yok
Peki
Nasıl karşılanır yok olan bir şey
Karşılıyorum
Birlikte salona geçiyoruz.

Oturuyoruz karşı karşıya
Yok olan şeyle ikimiz
Sarı koltuğa çöküyor o - her şey sarı zaten -
Ben kahverengi koltuğa oturuyorum -her şey kahverengi -
Kimse görmüyor bizi
Göremezler ki
Uçup uçup konuyoruz yerlerimize
Bir konfeti demetinden kopmuş gibi
Düşlerimizden saçılmış gibi
İyi eğleniyoruz yok olan şeyle ikimiz
Sigarasını yakıyor o
İyi, yaksın
Bardağına cin koyuyorum
Ağır ağır içiyor
Her şeyin tersini taşıyor yüzü -sanki -
Ve taşırıyor
- Bir şair de olabilir, bir ermiş de -
Yürüyor pencereye doğru
Geri dönüyor
Birden
Çaydanlıktan ayaklarıma dökülen
Kaynar suyun acısını geri getiriyorum
Ve öperken dudağımı kanatan balığı
Ve hemen unutuyorum
Ben unutur unutmaz
Gümüşle altın karışımı bir tramvay geçiyor caddeden
Pırlanta kolyeler açıyor ağaçlarda
Şehrayinler dönüyor katlarında beynimin
Işıklar ışıklar içinde atlıkarıncalar
Anlıyorum
Gezintiye çıkmış mutluluk o
O, yok olan şey
Büyüyünce bulacak
Büyüyünce sevecek beni
Yeniden çalınıyor kapının zili
Açıyorum
Sık sık çalıyor
Açıyorum açıyorum
Bembeyaz bir alan oluyor mutluluk
Bembeyaz bir kalabalık
Gittikçe uzaklaşıyor annemle teyzem
İki tek nokta gibi
Kalıncaya dek.

Bağırıyorum bağırıyorum
Beyaz çimenler, beyaz çimenler!
Yok oluyor düş
Yok oluyor sanrı.

İkaros'um ben
Kimse artık beni görmüyor.


Edip Cansever




"nesnelerin bir ters yüzü vardı, insan aklını kaçırdığı zaman bunu görürdü." Sartre





"Herkes kendine ait olan bu dünyadan daha iyi olduğuna inanır ve daha iyi olmak ister, fakat, en iyi dünya, bu dünyanın kendisini diğerlerinden daha iyi ifade eden dünyadır yalnızca."


Hegel



Düşünkara Fanzin Film Gösterimi

Author: Yasemin Şahin /





Düşünkara Fanzin, 3 yıldır 13 sayıyla orada, burada, şuradaydı. 

Şimdilerde 14. sayı çıktı çıkacak. 

Geçen sene bu zamanlar herkese açık etkinlikle fanzin dışında bir de film izleme grubu oluşturdu. 

Şimdi bu grubun ilk senesini doldurduk ve 22. film gösterimimizdeyiz. (10 -13 aktif katılımcı, toplam 23 kişi) 2 haftada bir, bazen aklımıza esince daha sık ya da daha geniş zamanlarda film gösterimleri yaptık.

İstedik ki bu gösterimleri senede bir kez de olsa herkese duyuralım ve bize katılmak isteyenler olursa birlikte devam edelim.

Ha, devam etmek zorunda değilsiniz, bir film izleyip çıkacaktım da diyebilirsiniz elbette.

Filmleri -kimseyi bir filmle sınırlamamak adına- 5 adet olmak üzere seçtik. En çok oy alan filmi göstereceğiz.



Etkinliğin Facebook bağlantısı: http://www.facebook.com/event.php?eid=162243333797161

Rica ediyorum arkadaşlarınıza çok sosyal bir insan olduğunuzu göstermek için "katılacağım" işaretlemeyin. Gerçekten gelecekseniz....

dusukarafanzin@gmail.com'dan ya da Düşünkara Fanzin Facebook hesabından iletişime geçebilirsiniz, soru sormak isterseniz her daim cevaplanır. 



Görüşmek üzere..











x:      God is an Astronaut!
God: This is Your Captain Speaking, you must die....







Pavese'den

Author: Yasemin Şahin /

9 Mart 1947


Solino yolu:

Bugün dere yatakları, ağaç kümeleri, kahverengileri,mavileri, evleriyle o büyük tepeyi görüp şöyle dedin: "İşte böyle bir yer, olması gerektiği gibi olan bir yer. Sana yeter bu kadarı. Hiç değişmeyen bir yer. Neden başka bir yer aramalı? Yaşa bunların arasında, bırak sarsınlar seni; hava gibi, geçip giden bulutlar gibi bunlarla yaşa. Kimse bilmiyor her şeyin burada olduğunu ve geriye kalan her şeyin gelip geçeceğini, sadece bu yerin değişmeyeceğini..."

Pavese
Yaşama Uğraşı sy. 339
koyu renkle yazılmış ekleme benimdir.


inanılmaz

Author: Yasemin Şahin /

"İnanılmaz şeyleri gerçekmiş gibi anlatmak - eskilerin yöntemi; gerçekleri inanılmaz şeylermiş gibi anlatmak - yenilerin yöntemi."

Pavese 
sy. 279 
Yaşama Uğraşı

inanılmaz şeylerin olacağına dair olan inancımız tükenme noktasında ve biz onlara sadece yazarak ulaşabiliyoruz artık. bırakalım da böyle anlatsınlar, bu dünyada sıkışmışlık hissi başka türlü nasıl geçebilir ki Pavese...


cesare pavese

baba - diyaloglar

Author: Yasemin Şahin /

- 90lı yılarda Saddam'ın Türk baskısı döneminde bizim bi sığınağımız vardı evin altında.(Amasya-Suluova)
Hiç gitmemiştik ama gitsek ne yapardık diye hep hayal kurardım. 
"Okey oynarız sıkılırsak baba" derdim, 
o da bana "ses olur kızım, başka -oyun- düşün" derdi, düşünmüştüm.

- 2000'li yıllar Tayyip'in insan baskısı döneminde hali hazırda bitirilmiş bir üniversite diploması var kolumun altında. (Ankara-Merkez) 
Hiç kullanamamıştım ama kullansam ne yapardım diye hayal kurmaktayım. 
"N'apcam baba memurluk falan mı?" derdim, o da bana "yok mu kızım arkadaşlarında cemaat, akın b.ku falan" derdi. Ben de ona "Saçmalama baba, çocuk oyuncağı mı bu, başka bir -ülke- düşün." dedim, düşünemedi.

"nasıl olur da, ben olan bir zaman sonra ben olmayacağım."

"zaman her yarayı iyileştirir, ya zamanın kendisi bir hastalıksa"

wings of desire, wim wenders .


huzursuzluğun kaynağı nedir?

arzu duyan bireyle toplum arasında çelişki var mıdır?

mutluluk - libido ekonomisi

Lan,

Author: Yasemin Şahin /





"Lan, duyguları kağıda aktaramayanlar kadar acı çekiyorum."


Kerim Akbaş






fanzin anlatmak

Author: Yasemin Şahin /

-fanzinleri anlatır mısın bana ?meraktayım..


-fanzin-ler nasıl anlatılır ki ben bilmem... ben düşünkara'yı bilirim. diğerleri türlü türlüdür bir sınıfı, bir tanımı vs yoktur genelinin. düşünkara da fotokopiyle çoğalan eskiden 2 ayda bir şimdilerde çıkıp çıkmamak konusunda kararsız olan bir şey. fotokpidir, herkes katkıda bulunur canı isterse. ordan burdan alıntılar yapabilir, ama bunu pek tercih etmez çoğunlukla daha çok yazanların kendi yazdıklarına yer verir. dokunur, okunur ve atılır, atılmazsa arada bir hatırlanır. internette değildir basılıdır aslı ve öyle de kalacaktır. ankarada çıkar ankarada dağıtılır. çok istenirse şehirdışına kargoyla gider. bazen isterler ama gitmez, ulaşılamayan olmak ister kendi kendine. bunu da pek beceremez herkes ulaşır herhalde bir şekilde der kendini çürütür. daldım yazdım çokca ama inan hepsi de düşünkara:)


-çok fanzin varmış şu yaşımda öğrendim.


-fanzin garip bir farkındalıktır. bir kez birine rastladın mı hepsine rastlamaya başlarsın sonra şaşar kalırsın ne kadar çokmuş diye.. sonra sen bir fanzin çıkarmak istersin bak o zaman ne iyi edersin ama bu istek gerçekleşene kadar bir iki sene beklersin. sonra niye bekledim ki dersin bir fanzin olursun.





kaufman

Author: Yasemin Şahin /


"Özgün şeyler bir şey ifade etmez; herkes herkes gibidir."

Synecdoche, New York
Charlie Kaufman






Burak Özkan katkısıyla

jarmusch

Author: Yasemin Şahin /

...hayalgücünüzü gazlayan, sizi ilhamla titreştiren her yerden çalın.



jim jarmusch





        “Hiçbir şey orijinal değildir. Hayalgücünüzü gazlayan, sizi ilhamla titreştiren heryerden çalın. Eski filmlerden, yeni filmlerden, müzikten, kitaplardan, resimlerden, fotoğraflardan, şiirlerden, rüyalardan, rastgele sohbetlerden, mimariden, köprülerden, tabelalardan, ağaçlardan, bulutlardan, sulak havzalardan, ışık ve gölgelerden beslenin. Sadece ve sadece ruhunuza seslenen şeyleri malzeme alın.

     Bunu yaparsanız işiniz (ve hırsızlığınız) özgün olur. Özgünlük paha biçilmez, orijinallik safsatadır. Bunları yaptıktan sonra da hırsızlığınızı saklamakla uğraşmayın, tam tersine değerini bilin. Jean-Luc Godard’ın “Nerden aldığınız değil, nereye götürdüğünüz önemlidir.” sözünü hep aklınızda tutun.”

Jim Jarmusch

çeviri: Şenol Erdoğan





normal

Author: Yasemin Şahin /



Deliliği de popülerleştiğinize göre artık normal davranabilirsiniz.




sanki

Author: Yasemin Şahin /

"Gözleri gözlerimi mıknatıs gibi kendine yöneltirken kimsenin gözlerini hala kaçırmamış olması şaşırtıcıydı. Biri önce davranacaktı ama o biri bizden biri değildi sanki."




yirmimartikibindokuz
kendimden alıntıdır. burada 





Dışarıdan bakınca içeriyi göremediğiniz camlara bakarak asla saçınızı düzeltmeyin. İğrenç görünüyor diye bağıramıyorum.



kafanla duvar arasındaki mesafe

Author: Yasemin Şahin /

"Lacan, aşk için; "sende olmayanı, senden istemeyen birine vermektir" diyor. Ben de, "aşk kafanı duvara vurmaktır" diyorum, kafanla duvar arasındaki mesafe dolayımsızlığın, yani sözün bittiği yerin ifadesiyse..."
Bella Hatip
Yüzyılın Psikanalizi, Cogito
sy, 218

 Rene Magritte

bu görsel tarafımdan yapılalı az biraz olmuştur.










başka bir dünyanın insanları onlar, yahu onlar bile başka bir dünyanın hayalindeler..













everybody knows - cohen

Author: Yasemin Şahin /

"herkes biliyor, çıplak adamın ve kadınınsadece geçmişin parlayan birer kalıntıları oldugunu
herkes biliyor, sahnenin öldüğünü
ama yatagında bir sayaç olacak
açığa vuran
herkesin bildiği şeyi"

insanlar kendilerini çok dikkate alıp başkalarından şikayet edip duruyorlar
ben de kendimi çok dikkate alıp kendimden şikayet ediyorum diyorum, yine başkası oluyorum.


iyi izleyin beni, kendime ihanet ediyorum.

dolunay

Author: Yasemin Şahin /

Dolunaya kaç akşam kaldı?
 Ne çıkar kaç akşam kaldığından dolunaya
 Bu karanlık anı çalarken sorduk mu zamanı? 



Oruç Aruoba
İle








pavese'ye ithaf

Author: Yasemin Şahin /


ayağına yaşayan gömütler takıyor en büyük çelmeyi

ölümü düşünmeyerek nasıl yaşanırdı ki!

pavese'ye ithaf



"....Ağızlarından çıkan sözler, birbirlerinden habersiz, birbirlerinin önünden geçip gider. İlk şaşkınlıkta yanılır elleri, uzanacakları yere uzanmaz. – ta ki acı, arkalarında geniş boyutlara ulaşsın. O zaman oturur, başlarını eğip susarlar. Adeta bir ormanın hışırdadığı duyulur başları üzerinde. Daha önceleri hiç görülmedik ölçüde birbirlerine yaklaşırlar."



Nesnelerin Melodisi Üzerine Notlar, (19)/ Rainer Maria Rilke




"Başkalarına acı, kendine acıma"

Author: Yasemin Şahin /



istersen başkalarına acı, ama hiçbir zaman kendine acıma...


Korktuğumuz şeyden, dolayısıyla kendimiz olabileceğimiz, bizimle belli bir yakınlığı olan şeyden nefret ederiz, çünkü herkes kendinden nefret eder. Bir insanın en ilginç, en verimli nitelikleri kendisinde ve başkalarında en çok nefret ettiği niteliklerdir, çünkü nefret bütün öbür duyguları da (sevgi, kıskançlık, bilgisizlik, gizlilik, bilme, sahip olma isteği) içerir. Acı çektiren de nefrettir. Nefreti yenmek demek, kendini tanımaya, kendine egemen olmaya, kendini doğrulamaya, dolayısıyla acı çekişe son vermeye doğru bir adım atmak demektir.

Acı çekiyorsak, suç her zaman bizdedir.


Pavese, Yaşama Uğraşı


not ki tam ben: 

Pavese'nin bu kitaplaşmış günlüklerini yazdıktan sonra intihar etmiş olması sizi yanıltmasın. O oldukça fazla yaşamıştır. Hayat aslında bu kadar yaşamak için bazılarımıza fazla, bakmayın şikayet edip durduğumuza, merak var özde. Merak süreğen bir şeydir. Sürükleyen bir şeydir. Kuşkusuz ki, süründüren bir şeydir...

“Gül,ey saf çelişki Bütün göz kapaklarının altında Hiç kimsenin uykusu olamamanın sevinci…” rilke







sürekli

Author: Yasemin Şahin /




sürekli uyuduğumdan şikayet edersiniz hep... sürekli uyandığımdansa kimse söz etmez.




bu görsel tarafımdan yapılalı az biraz olmuştur.





Açık mektup

Author: Yasemin Şahin /



 Sevgili Jim, onca filmi çekip işte bu dedirttikten sonra the Limits of Control filmiyse en son yapabildiğin, artık ölebilirsin lütfen.

İsteğim deniz yazmaktı. Zümrütlerin, gök yakutların sabrını; ağaçların tarihsizliğini... Bir tek kıyısını kavrayabildiğimiz, anlamını ancak bir tek kıyısıyla kurduğumuz denizin öyküleri yoktur bir kara adamı için.... Deniz kara adamını yalnız sınırlarını kaldırışı değil, sınır düşüncesini içinden çıkarıp atıvermesidir. Her şeyin bir aradalığının bir yerde başlaması ya da bitmesidir. İstediğin deniz yazmaktı. Her şeyin bir aradalığına yenik düşeceğini bile bile.

Bilge Karasu - Altı Ay Bir Güz



"Sevişmek gibidir şiir yazmak, duyduğu tadın paylaşılıp paylaşılmadığından hiç bilemez insan."

Cesare Pavese, Yaşama Uğraşı

"Manevi bakımdan böyle bir çöküntüye düşünce, maddi çöküntünün de gerektiğini düşünüyorum ister istemez. Söz gelimi ayakkabılarımın altında delik olması ne kadar uygun olurdu şimdi!"

Cesare Pavese, Yaşama Uğraşı



Yapaylıklar hep gerçeğine benzemeye çalışıyorlardı. Nasıl da boyanıp boyanıp çıkıyorlar ve asıl olana yamanıyorlar. Aman allahım sayın seyirciler, üç beş sokak lambası yıldızlara karşı savaş açmış, onları oradan inebilen bir şey zannediyorlar. Daha fazla zıplamalıydılar ama önce, ilk önce, en önce de kendi üzerilerine tırmanmalıydılar. Vah zavallılar!





"her şey geçer; aşk, sanat, yeryüzü... sen ve ben, özellikle de ben .."


99 francs(2007), Jan Kounen





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
gazeteler gazeteler