"Cehennem başkalarıdır." J.P.Sartre

"Ben bir başkasıdır." A.Rimbaud











Kim bilir; masalınızın kahramanı, başka bir hikayenin figüranı olmaya gitmiştir belki de. Değer mi gitmesine, gitmezdi değmese..

Nazım Hikmet 

Arizona Dream

Author: Yasemin Şahin /

"Whenever I try to remember my dreams, I always turn 'em into stories. But dreams are like life. You can't catch it with your hands because you can't catch something you don't really see. If you believe in your dreams, you could be sure that any force, a tornado, a volcano or a typhoon, wouldn't be able to knock you out of love; because love exists on its own."

(Axel, Arizona Dream)

"I'm not going to die. I'm going to live forever until one day I wake up."

(Grace, Arizona Dream)



"Sadece" oyun mu oynuyoruz? Yoksa sen "sadece" kazanmaya mı çalışıyorsun?


"parçaların tam olarak oturduğunu biliyorum

çünkü onları parçalanırken seyrettim"






DUİNO AĞITLARI - Her güne Bir Ağıt / Rilke

Author: Yasemin Şahin /

1---
"Tuhaf şey elbette, artık şu yeryüzünde oturmamak,
Unutmak bundan böyle daha yeni edinilmiş alışkıları,
İnsanca geleceğin anlamını verememek
Güllere, vaatlerle dolu öbür şeylere;
O sonsuz korkulu ellerde ne idiysek
Onu artık olmamak ve öz adını bile
Koyup gitmek bir kırılmış oyuncak gibi.
Ne tuhaf, dilekleri dileyememek daha,
Bütün olan her ne varsa darmadağın uçuşur
Görmek uzayda. Zahmetli şey ölü olmak,
Yeni baştan, ağır ağır alışmak öyle zor ki,
Biraz olsun bengilik sezer insan zamanla - ama yaşayanların
Hepsi de yanılır, böyle kesin ayırarak.
Derler ki, çoğu zaman bilemezmiş melek, dirilerin mi,
Yoksa ölülerin mi arasında yürüyor. Bengi akıntı
Her iki ülkede çocuğunu, yaşlısını
Birlikte sürükler, tümünün sesini bastırır."


2---
"Çünkü bizler duydukça azalıyoruz; bizler
Geçiyoruz verdiğimiz solukla; közden köze
Hafifliyor kokumuz. Belki biri çıkıp diyecek: evet,
İçimde kan oluyorsun, bu oda ve bahar seninle
Doluyor…neye yarar, bizi tutamaz o da;
Onun içinde, onun çevresinde eksiliriz. Ya onlar, güzeller,
Onları kim tutabilir? Yüzlerinde o görünüş
Aralıksız belirip siliniyor. Bizim olan gidiyor bizden
Sabah çimeninde çiy gibi, ısısı gibi
Isıtılmış bir yemeğin. Nereye ey gülümseyiş? Ey bakış:
Yeni, sıcak, tutulmaz dalgası yüreğin; -
Yazık: işte buyuz biz. Dağılıp eridiğimiz evren
Boşluğunda kalır mı ardımızdan bizim tadımız?
Yalnız kendilerinden taşmış olanı mı toplar melekler,
Yoksa bizim özümüzden de bir şeyler bulunur mu yanlışlıkla
Arada? Biz gebe kadınların yüzünde görülen
O belli belirsiz şey gibi mi karışmışız
Çizgilerine onların? Kendilerine geri dönüşün burgacında
Bunu duymazlar bile. (nasıl duyarlardı ki.)"

3----
"Sen kendin, ne bilirsin, hangi uzak çağları
Dirilttiğini sevenin içinde. Başkalaşmış varlıklardan
Hangi duygular yol bulup yükseldi. Ne kadınlar kin duydu sana.
Bilmezsin, ne karanlık adamlar uyandırdın
Damarlarında onun. Sana gelmek istedi
Ölü çocuklar… yavaşça, ah yavaşça,
Sevgi dolu bir iş yap, güvenilir, gündelik bir iş, onun önünde –
Al onu, bahçelerin oraya götür, gecelerin o büyük
Ağırlığını ver ona…
Alıkoy onu…"

4---
"Bir çocuğu gösteren kim öyle durduğunca? Kim
Onu yıldıza koyar, uzaklığın ölçüsünü verir
Eline? Kim yapar çocuk ölümünü o katılaşmış,
Kül rengi ekmekten,- yuvarlak ağızda bırakır ya da,
Çekirdekliği gibi güzel
Bir elmanın?...kolayca anlaşılır
Öldürenler. Ama bu: ölümü, tüm ölümü
Daha yaşamdan da önce böylesine usullacık
İçinde bulundurmak ve kızgın olmamak
Anlatılmaz şeydir."


5---
"Nerede, ah nerede o yer – onu yüreğimde saklayacağım-,
Başarmaktan daha çok, çok uzakta oldukları, birbirlerinden
Daha koptukları, çiftleşen, dengini bulmamış
Hayvanlar gibi;
Ağırlığın daha bir ağır olduğu;
Boşuna savrulan değnekleri ucundan
Tabakların daha kayıp
Düştüğü…"

not: ağıtlardan alıntılardır. hepsini buraya geçmek istememişimdir.

bazı anları zihinden toplamak bazı anları çıkarmayı gerektirir. zihinden toplamayı istemeyip eline kağıt kalem aldın mı çıkan "sen" olursun....

" tavanları çökmediği sürece tüm duvarlar büyüktür"

Author: Yasemin Şahin /


Björk - I've Seen It All


‎"hepsini gordum, karanligi gordum
kucuk bir kivilcimda aydinligi gordum
secimlerimi gordum ve neye ihtiyacim oldugunu gordum
ve bu kadari yeterli, daha fazlasini istemek acgozluluk olurdu."

Beyin şekil olarak en çok bağırsaklara benzer, çünkü beyin esas olarak bir sindirim organıdır.
 Andre Breton

BİR DÜŞÜN İÇİNDE BİR DÜŞ 


Alnına konsun bu öpüş!

Ve, şimdi senden ayrılırken,
İtiraf edeyim ki-
Günlerimi bir düş
Sayarken yanılmıyorsun;
Ama, umut gitmişse uzaklara
Bir gece ya da bir gün
Bir görüntüde ya da bir şeyde olmaksızın
Fark eder mi bu yüzden?
Bütün gördüğümüz ve göründüğümüz
Yalnızca bir düş içinde bir düş.



Kırılan dalgaların dövdüğü bir kıyının

Haykırışları içinde duruyorum:
Ve altın kum taneleri
Tutuyorum avucumda-
Ne kadar az! Ama nasıl da
Süzülüyorlar parmaklarımın arasından derinlerine
Ben ağlarken - ben ağlarken!
Ah Tanrım! Daha sıkı
Tutamaz mıyım onları?
Ah Tanrım! Tekini bile kurtaramaz mıyım acımasız
dalgadan?
Bir düşün içinde bir düş mü
bütün gördüğümüz ve göründüğümüz?



EDGAR ALLAN POE

bana

Author: Yasemin Şahin /

"Tüm bunlar bana göre değil, hatta bugünlerde masa, kanepe, hatta benim sallanan koltuk da bana göre değil."

Freud


gürültü

Author: Yasemin Şahin /

"Ölüm her gün çevremde uçuşup duruyor... Yaşam bu kadar gürültü çıkarmaya değer mi dersin!..."  



Napoleon'dan Josephine'e

Godot'yu beklerken - alıntı

Author: Yasemin Şahin /

Vladimir: Burada vaktimizi ziyan etmeyelim. (Bir an telaşla.) Fırsat çıkmışken bir şeyler yapalım! Her gün bize ihtiyaç duyan biri çıkmaz. Yo yo, şahsen bize ihtiyaç duyulduğunu söylüyor değilim. Başkaları belki çok daha fazla yarar işe. Kulaklarımızda hala çınlayan imdat çığlıkları bütün insanlığa dönük! Ama burada, zamanın bu noktasında insanlık biziz. Hoşumuza gitsin gitmesin. Bunun değerini bilelim, çok geç olmadan! Hadi gidip, bir kere olsun acımasız kaderin bize sunduğu bu görevi hakkıyla yerine getirelim. Ne dersin? (Estargon bir şey demez.) Kollarımızı kavuşturup durumun eğrisini doğrusunu ölçüp biçerken de türümüzü onurlandırdığımız doğrudur. Kaplan kaplanın yardımına hiç düşünmeden koşar ya da balta girmemiş ormanların derinliklerinde kaybolur. Ama mesele bu değil. Burada ne yapmaktayız, işte bütün mesele bu. Ne mutlu bize ki, yanıtını biliyoruz. Evet bu muazzam karşılığın içinde açık seçik olan bir şey var: Godot'yu bekliyoruz-


Estargon: Ha!
Pozzo: İmdat!
Vladimir: Ya da gecenin olmasını.(Bir an.) Biz randevumuza sadık kaldık, evet, bu kadar. Aziz değiliz, ama sözümüzde durduk. Kaç kişi bu olaya bizim gibi yaklaşabilir.

Estargon: Milyarlarca.
Vladimir: Öyle mi dersin?
Estargon: Bilmem.
Vladimir: Belki de haklısın.
Pozzo: İmdat!
Vladimir: Bütün bildiğim şu: saatler geçmek bilmez ve bu koşullarda bizi, vakit geçirmek için türlü türlü nasıl desem- ilk bakışta makul gözüken, ama zamanla monotonluğa dönüşecek oyunlara başvurmaya zorlar. Böylece aklımızı kaybetmekten kurtulduğumuzu söyleyebilirsin. Kuşkusuz doğru. Ama aklımız uzun süredir dipsiz derinliklerin bitimsiz gecelerinde dolanıp durmuyor mu zaten? Bazen bunu soruyorum kendime. Akıl yürütüşümü takip edebiliyor musun?

Estargon: (hikmet yumurtlarcasına) Hepimiz deli doğarız. Bazılarımız öyle kalır.

n-aydın

Author: Yasemin Şahin /

bastırılmış 4 kadınla evlenme ve 7 kocalı hürmüz olma isteği barındıran insancıklar....
GÜNAYDIN! :)

yazar diyorlar

Author: Yasemin Şahin /

Bana küçükken yalancı derlerdi, büyüdüm yazar diyorlar.
[ Isaac Singer]

"Bir kabustan uyanıyorum ve gerçek hayatın rüyadan da beter olduğunu görüyorum."

The Serpent's Egg (1977)

, bergman

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
gazeteler gazeteler